Herkes bir genel başkan gibi davranmak zorunda değil

TARİH 27 Kasım 2016
KATEGORİ Yerel Haberler
OKUNMA SAYISI 56

AK Parti Kütahya eski Milletvekili Hasan Fehmi Kinay, Kütahya’daki kurumların arasındaki ilişkinin daha iyi olması gerektiğini ifade ettİ.

AK Parti Kütahya eski Milletvekili Hasan Fehmi Kinay, Kütahya’daki kurumların arasındaki ilişkinin çok daha iyi olması gerektiğini ifade etti. Yerelde ne kazanıldığına bakılması gerektiğini vurgulayan Kinay; “Herkes bir genel başkan gibi davranmak zorunda değil.” dedi. Gazetemizden Ramazan Aydemir ve İbrahim Çamurdık’ın sorularını yanıtlayan Kinay, “ülke olarak siyasi tecrübelerden yararlanmayı bilmiyoruz. Tecrübeden yararlanmayı kurumsal hale getirmeliyiz.” dedi.
 
AK Parti Kütahya eski Milletvekili ve TBMM KİT Komisyonu eski Başkanı Hasan Fehmi Kinay gazetemize yaptığı özel açıklamalarda aktif siyasetten ayrı kalmakla ilgili ve devam eden FETÖ soruşturmalarıyla alakalı sorularımızı da yanıtladı.  Kütahya için yerel gündemin, ulusal konulardan daha önemli olduğuna dikkat çeken Kinay: “Benim Kütahya’da en çok önem verdiğim şeylerden biri kurumlarımızın birbiriyle ilişkilerinin çok daha iyi olması lazım. Kim dokuyacak bu ilişkiyi? Eğer bu bir halı tezgâhıysa bu deseni milletvekilleri dokuyacak, yerel siyasi mekanizmalar dokuyacak. Bunun içerisinde muhalefette var aslında. Desenin bir parçası. Bunun birlikte dokunması lazım. Bu da ancak şöyle mümkün olur; Kütahya gündeme geldiğinde biz diğer konuları bir kenara bırakacağız. Ulusal konuları tartışacağız tabi değerlendireceğiz.  Herkes bir genel başkan gibi davranmak zorunda değil.” dedi.
 
Aktif siyasetten ayrılmak  evlat acısı kadar zor mu?
 
Kütahya’da beraber siyaset yaptığımız 2002 yılından itibaren ben milletvekiliyken İl Genel Meclisi Başkanlığı, İl Başkanlığı gibi görevlerde bulunmuş arkadaşlarımız bugün ya milletvekili ya belediye başkanı. Bu benim çok arzu ettiğim bir şeydi. Bütün bu arkadaşlarımız dava ruhuyla yetişmiş, konuları da bilen Kütahya’yı tanıyan, Kütahya’daki seçmen profiline hakim arkadaşlarımız. O yüzden ben çok rahatım. Sağ olsunlar her birisi dediler ki “Eğer sizi milletvekili olarak arayan bir talepte bulunanlar olursa bize iletin biz onu yerine getiririz sizin hassasiyetinizle.” Böyle bir açık çek verdiler. Bu bana 3 dönem milletvekilliği yapıp 13 yıl sonra öylesine güzel keyifli bir haz verdi ki kendimde takip ediyorum onlarla da paylaşıyorum takip edilmesi gereken konuları. Bizim bıraktığımız yerden neleri tamamlayamadık onları tamamlamaları için tavsiyelerimiz de oluyor. Bu ilişkilerimiz güzel bir şekilde yürüyor. Teşkilatlarımız keza aynı şekilde muhtelif vesilelerle bir araya geliyoruz. 
 
Siyaset başlanıp bitirilebilecek bir şey değil 
 
Siyaset başlanıp bitirilebilecek bir şey değil. Hele benim gibi çok erken yaşlarda cemiyet hayatı içerisine girmiş siyaset içerisine girmiş, siyasi takibi bir hayat tarzı haline dönüştürmüş bir insan için siyaseti bırakmak gibi bir şey söz konusu değil. Siyaseti bırakmayacağım deyince, ileride milletvekili mi olacaksın, belediye başkanlığına aday mı olacaksın diye düşünüyor insanlar. İnanın bunlarla ilgili en ufak bir gelecekle ilgili bir talebim de yok. Ben 3 dönem bittiğinde hatta 3 dönem kuralı gereği 7 haziran seçimlerinde aday olamamıştım.  1 Kasım seçimleri için tekrar bu imkan açıldığında bana dediler ki aday olmayı düşünmüyor musun. Peşin peşin söyledim aday olmayacağımı demiştim. Siyasi anlamda bunu söylemek için erken diye düşünenler oldu. Gerçek niyetim buydu da ondan. Belediye başkanlığını düşünür müsün diye sordular. Yok dedim düşünmüyorum. Ama iyi bir belediye başkanı için var gücümüzle çalışacağız. Bence 3 dönem kuralı çok makul bir kural. Kişi kendini sınırlayabilirse 2 dönem de sınırlayabilir. 1 dönem yapacağım deyip te sınırlayabilir. Bunları yapan arkadaşlarımız da oldu. 1 dönem yaptı sonra adaylığımı koymayacağım dedi.  
 
Siyasi tecrübelerden yararlanmayı bilmiyoruz
 
Bence siyasi tecrübelerimizi birbirimize aktarma konusunda herkes aynı şansa sahip değil. Bu Türkiye’nin kanayan yarası siyasi tecrübeden yararlanmak zorundayız. Daha doğrusu bizim insanlarımızın tecrübelerinden yararlanmamız lazım. Sadece milletvekili değil belediye başkanlarının, il genel meclislerinin, il başkanlarının tecrübelerinden faydalanmamız lazım. Bir tecrübe paylaşım platformumuz yok. Görevi bıraktığınızda her şey bitebiliyor. Ben çok şükür bu imkanı yaşıyorum. Belki bu sonraki dönemde belki bunları hiç düşünmeyecek tanımadığımız insanlar da iş başına gelebilir. Bizim bunu kurumsallaştırmamız lazım.
 
Sokakta yürüyebiliyorum… 
 
Aktif görevden sonra nelerden mahrum kaldığımı soracak olursanız da milletvekilliği dönemimde kurduğum ilişkilerde ben daha sağlıklı uzun vadeli ilişkiler kurmayı severim. Siyasetle kurulup siyasetle biten, işte bir Pazar günü başlayan bir Pazar günü biten ilişkiler kuran birisi değilim. Pazara kadar değil mezara kadar bizdeki ilişkiler. Ben bunu önemsiyorum. Bu tür dostluklar elde ettiğimi de görüyorum. Özel sektörde geçti benim hayatım. Yine ufak tefek işler yapıyoruz, dernek faaliyetleri yürütüyoruz. Gerçekleştirdiğimiz projelerimiz var. Bunlarda yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Eksikliğini hissedeceğim bir şey olmadı. Sokakta yürüyebiliyorum. Yürüdüğüm zaman insanlarla merhabalaşabiliyorum. İnsanların beni unutmadığını görüyorum. 
 
FETÖ soruşturmaları konusunda hem ülkede hem de Kütahya’da  kararlı duruşumuzu sürdürmemiz lazım
 
En sıkıntılı olduğumuz konulardan biri FETÖ. Dünyada herhangi bir ülke böylesine münafıkça böylesine haince bir saldırıyla karşılaşmadı. Bu içimizdeki hainlerin dışarıdan aldıkları talimatla yapılmış Türkiye’yi yıkmak için gerçekleşen bir operasyondu. Büyük bir saldırıydı ve bu saldırı, savaş hali devam ediyor. Bizim bu mücadeleyi veren başta yargı mensupları olmak üzere hepsini desteklememiz ve arkasında olmamız lazım. Mücadelenin ciddiyeti unutulmamalı. Mağduriyet arıyorsak bütün milletimiz mağdur, bu ülke mağdur. Siyasal bilincin gelişmesi gerektiğini düşünüyorum. 
 
İdama karşı çıkan Avrupa Birliği, terör konusunda bize samimi destek verseydi bu durumda olmazdık
 
Bizim Türkiye’nin koşullarına göre ceza kanununa ihtiyacımız var. İdam konusu var şimdi. Avrupa Birliği idamı getirirseniz bize katılamazsınız diyor. Bizim Avrupa hukukunda idam yok diyor. Kardeşim, senin meclisin bombalandı mı, kendi içinde hainlerin var mı, bölücü terör örgütleriyle bu kadar büyük sıkıntılar içinde yaşıyor musun sen. Biz idam cezasını kaldırıyoruz. Ama diğer tarafta terörü bitiremiyoruz. Neden? İdam cezasının kaldırılmasına vesile olan Avrupa Birliği, eğer terör konusunda bize destek vermiş olsaydı bugün bu tartışmalar olmayacaktı. Ey Avrupa, sen bizim idam getirme konusundaki yaklaşımımıza tavır koyuyorsun da neden aynı tavrı terörle mücadelede bizim yanımızda yer alarak koymuyorsun. 
 
FETÖ mücadelesi konusundaki kararlılığımızın bu anlamda yurtdışına kaçanları da içerecek şekilde devam etmesi lazım. Yurtdışına kaçanlar bir eli yağda bir eli balda gezerlerse bu bizim milli vicdanımızı zedeler. Bizim onlara dünyayı dar etmemiz lazım. Bununla ilgili adımları da atmamız gerekiyor. 
 
Kütahya’da da gevşememek lazım
 
Kütahya’da bu konu Cumhuriyet savcılarımız, yargı mensuplarımız tarafından en iyi şekilde yürütülüyor. İnsanların çevresinde bir takım kişiler mağdur olabilir. Mağdur derken, bazıları işinden oldu, bazıları cezaevine girdi. Yargılanacaklar suçlu bulunurlarsa ceza alacaklar suçsuzlarsa beraat edecekler. Bizim bu noktada bu kararlı duruşumuzu Kütahya’da da sürdürmemiz lazım. 15 Temmuz’un olacağını önceden bilenler vardı. Nitekim bunlarla ilgili Kütahya’da da vardı daha önceden bunu bilenler. O bilenler eğer bugün tutuklanıyorsa bunlar mağdur falan değil. 15 Temmuz akşamında darbe girişimini bekleyen FETÖ’den yana oynayan, biz bu iktidarı göndermesini biliriz sandıkta neymiş diyen, haince geldikleri yerlerde bu milletin kaynaklarını sömüren insanlar eğer bugün tutuklanıyorsa buna kimsenin üzülmemesi lazım. Bu onların tercihiydi bunun da bir cezası var. 
 
Toplumun birçoğu 15 Temmuz’u milat olarak görüyor. Diyorlar ki; “15 Temmuz’u yaşamadan önce birçok şeyi AK Parti’ye mâl ediyorduk. 17-25 Aralık’ı kendi yolsuzluklarını örtbas etmek için saldırıyorlar diye düşünmüştük. Anladık ki bunlar 17-25 Aralık’ta da kahpece bir saldırı düzenlemişler, onlar öncekilerde onlara aitmiş.” 15 Temmuz’la birlikte toplum önceki yaşananları da net bir şekilde görme imkanı buldu. 
 
Merkezi STK’lar hükümetle pazarlığa giriyor
 
Yerel STK’ları desteklemeliyiz
 
Yerelde STK’ların başkanlığını yaptığım dönemde benim önerdiğim şuydu; yerel STK’ları güçlendirelim. Merkezi STK’lar bir süre sonra ülke yönetimine pazarlık etmeye başlıyorlar. Güçleniyorlar, diyorlar ki bizim şu kadar mensubumuz var bu kadar derneğimiz var. Oy vereceğiz ama bizden birileri milletvekili olsun vali olsun. Böyle başlıyor bu işler. Sonra birileri geliyor bu yapıyı kontrol altına alıyor dışarıdan. Örneğin Amerika, CIA geliyor kontrol altına alıyor yapıyı. Bunu biraz daha destekliyor geliştiriyor arkasından devlete karşı kullanmaya başlıyor. 
 
Bundan sonrasıyla ilgili yerelde kurumlarımızla daha aktif çalışma yapmalıyız. Belediyelerimiz, Ticaret ve sanayi Odalarımız, misyonu olan derneklerimiz. Yerel misyonları olacak. Hükümetin de yerel misyonları desteklemesi lazım.