ASO Ekim Ayı Meclis Toplantısı

TARİH 30 Ekim 2013
KATEGORİ Yerel Haberler
OKUNMA SAYISI 30

Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Nurettin Özdebir; "Kıdem tazminatı fonu işçinin lehine olan bir uygulama olacak" dedi.

Oda Meclisi ve 1. Organize Sanayi Bölgesi 2-3 Organize Sanayi Bölgesi Müteşebbis Heyeti toplantısında konuşan ASO Başkanı Nurettin Özdebir, "IMF, Ekim ayında Dünya Ekonomik Görünüm raporunu açıkladı. IMF, bu yıl dünya ekonomisi için Temmuz ayında öngördüğü yüzde 3,1'lik büyüme hızını yüzde 2,9'a, 2014'te ise yüzde 3,8'den yüzde 3,6'ya çekti. Büyüme tahminin aşağı doğru revizyonunda IMF'nin gelişen ekonomiler için büyüme tahminini düşürmesi etkili oldu. IMF, dünya ticaretinin büyüme hızını da aşağı doğru revize ederek 2013 için yüzde 2,9'a, 2014 için ise yüzde 4,9'a çekti. Dünya ticaret hacmi artış hızının küresel kriz öncesinde yüzde 10'ların üzerinde olduğu hatırlanırsa bu artış hızlarının oldukça düşük olduğu görülecektir. IMF, gelişen ekonomilerin büyüme hızlarının düşeceği ve bu ülkelerin dış finansmanda eskisi kadar rahat olamayacaklarını da belirtiyor. Diğer yandan ABD'de parasal genişleme hızında yavaşlamaya gidilmesi önümüzdeki yılın baharına kalmış gibi görünüyor. Bu nedenle gelişen ekonomilerden başlayan fon çıkışları durmuştur. Gelişen ülkelere yabancı fon girişlerinin eskisi kadar çok olmasa da bir süre daha devam edeceği anlaşılmaktadır" dedi.

Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 3,2, 2014'te yüzde 4, 2015'te ise yüzde 5 büyüyeceği yönünde değerlendirmede bulunan Özdebir, "IMF ise Türkiye'nin bu yıl yüzde 3,8, 2014'te yüzde 3,5, 2015'te ise yüzde 4,5 büyüyeceğini tahmin ediyor. Görüldüğü gibi büyüme hızı bir süre daha düşük seyredecektir. Düşük büyüme hızı kendini yüksek işsizlik oranlarında hissettirmektedir. Orta Vadeli Program'a göre bu yıl yüzde 8,9 olması beklenen işsizlik oranı 2015'te ancak yüzde 8,7'ye düşebilecektir. Orta Vadeli Program, cari işlemler açığının GSYH'ya oranında ciddi bir düşüş olmayacağı, bu dönemde yurtiçi tasarruf oranının yüzde 14,3'ten yüzde 16,7'ye yükseleceğini tahmin etmektedir. Biz tasarruf oranındaki bu artış tahminini biraz iyimser buluyoruz. Sonuç olarak Orta Vadeli Program kendimizi düşük büyüme ortamına hazırlamamız gerektiğini göstermektedir" şeklinde konuştu.

"SANAYİ ÜRETİMİNDEKİ OYNAKLIK DEVAM ETMEKTE"

Sanayi üretimindeki oynaklığın devam etmekte olduğuna dikkat çeken Özdebir, "Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi Ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 4 azaldı. Temmuz ayında ise binde 9 artmıştı. Biz, sanayi üretimindeki bu düşüşün geçici olduğunu tahmin ediyoruz. İmalat sanayiinde kapasite kullanım oranı da bu beklentimizi desteklemektedir. Ekim ayında imalat sanayiinde kapasite kullanım oranı geçen yıla göre 1,5 puan artarak yüzde 76,4 olmuştur. Ağustos ayında sanayide toplam ciro da, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 8,1 arttı. Enflasyonun üzerinde gerçekleşen bu artış çok az da olsa reel cirolarda bir artışı ifade etmektedir" diye konuştu.

Kıdem tazminatında her işçinin kendi adına ayrı hesap açılması ve ödenen paraların bu hesapta birikmesi esasına dayanan Avusturya modelini ilk olarak gündeme getirdiklerini hatırlatan Özdebir, "Kimsenin kişisel hesabına dokunulamayacağı için geçmişte bazı fonlarda yaşanan sıkıntılar bu modelde görülmeyecektir. Bu nedenle kıdem tazminatı fonu işçinin lehine olan bir uygulama olacaktır. Başbakan, ilgili taraflar aralarında anlaştıktan sonra düzenleme için hükümete başvurulması gerektiğini ifade etmektedir. Ancak, kimlerin aralarında konuşup anlaşacağının belirlenmesi gerekmektedir. Burada çok ciddi bir yanlış bulunmaktadır. Ülkemiz Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) sözleşmelerini imzalamış durumdadır. ILO sözleşmesine göre bu görüşmelerde kamu, işveren ve işçinin temsilcilerinin bulunması gerekmektedir. İşverenin temsilcisi TİSK, işçinin temsilcisi de işçi sendikaları. Kamu kendi kendini temsil ediyor" ifadelerini kullandı.

"İŞÇİ SENDİKALARI ÇALIŞANLARIN YÜZDE 2-3'ÜNÜ TEMSİL EDİYOR"

Özdebir, "Bu saç ayağının diğer iki ayağının temsil anlamında hiçbir yetkisi yok. Türkiye'deki işverenlerin yüzde kaçı TİSK'in üyesidir? Herhalde yüzde 1 bile değildir. Yüzde 1'i temsil eden bir örgüt, nasıl yüzde 99'un haklarını savunabilir? Aynı durum işçi kesimi için de geçerlidir. İşçi sendikaları, çalışanların yüzde 2-3'ünü temsil etmektedir. Sendikalı işçiler de zaten kurumsallaşmış yerlerde çalıştıkları için kıdem tazminatlarını alabilmektedirler. Sendikalı işçilerin kıdem tazminatı garanti altında iken 'benim için kırmızı hattır, buraya dokundurmam' demek son derece kolay bir şey. Peki geri kalan yüzde 99 ne düşünüyor? Dolayısıyla Başbakan'ın burada 'aranızda konuşun, anlaşın' dediği adresler yanlış. Her iki taraf açısından yüzde 1'i, yüzde 3'ü temsil eden insanlarla oturmak geri kalan yüzde 90'a yapılan zulümdür. Bu nedenle Sayın Başbakan'ın 'aranızda anlaşın' gelin derken işçi ve işveren sendikalarının dışında bir adres vermesi gerekmekte, görüşmelerde bu yüzde 90'ın çıkarlarını savunacak bir temsil sağlanmalıdır" şeklinde konuştu.