1. ERZURUM ÇALIŞTAYI VE ORTAK AKIL PLATFORMU

TARİH 16 Şubat 2010
KATEGORİ Yerel Haberler
OKUNMA SAYISI 11
Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası’nca düzenlenen 1. Erzurum Çalıştayı ve Ortak Akıl Platformu’nda Erzurum’un sosyo-ekonomik sorunları masaya yatırıldı. Çalıştay Hazırlık komitesinde yapılan çalışmalarda adeta Erzurum’un röntgeni çekildi. Ekonomik kalkınmanın önündeki sorunlar ve çözüm önerileri değerlendirildi. 7 ana başlık altında yapılan çalışmalar Meclis üyeleri tarafından yapılan sunumla katılımcılara aktarıldı. OSB’NİN BELLİ BİR KISMI MEVCUT AMACININ DIŞINDA KULLANILMAKTADIR Çalıştayda Ticaret-Sanayi-OSB konulu sunumu ETSO Meclis Üyesi Ahmet Murat Resuloğlu yaptı. Sanayileşmenin aşama aşama yapılması gerektiğini belirten Resuloğlu, “Bölgemize uygun küçük sanayi sitelerinden başlayarak gerçek anlamda organize bir OSB oluşturulmalıdır. Aslında üretim tesislerinin daha çok bulunması gereken 1. OSB’de kargo şirketleri, distribütörlükler, LPG gaz dolum tesisi gibi tesisler bulunmaktadır. Ve ne yazık ki OSB’nin belli bir kısmı mevcut amacının dışında kullanılmaktadır.Bundan sonraki hedefimiz şehrimize yeni kurulacak olan 2.OSB konusunda daha seçici davranarak amacına uygun yapılandırılmasını sağlamaktır” dedi. 1.OSB’nin mevcut yerinin eski sazlık alanı olduğunu dile getiren Resuloğlu, “Çevresindeki su kuyularının çat barajından dolayı kullanılamaması nedeniyle zemindeki su seviyesi yükselmektedir ve faaliyet gösteren firmaların işyerlerini bekleyen tehlikelerden bir tanesi de muhtemel su baskınlarıdır. Bu nedenle bölgemizde Erzurum DSİ’nin mutlaka drenaj çalışması yapması gerekmektedir. 1. OSB sınırları içerisinde bulunan un, yem, inşaat gibi firmaların üretim maliyetleri düşünüldüğünde; nakliye maliyetleri çok yüksek düzeyde olmaktadır. Bölge sınırında bulunan Palandöken İstasyonuna yapılacak indirme bindirme rampası ile maliyetleri azaltmak mümkündür. Ayrıca Lojistik merkezin de bu bölgede kurulacak olması Palandöken istasyonunun önemini bir kat daha artırmaktadır” diye konuştu. AVM’LER ŞEHİR ESNAFININ İŞ HACMİNİ YOK EDECEK ŞEKİLDE DARALTMAKTADIR Mevcut 1. OSB’de halihazırda 2 Çağrı Merkezi faaliyet gösteriyor ve istihdam sayısı 2 bin civarında olduğunu kaydeden Resuloğlu, “1. OSB sınırlarına 160 dönümlük alan eklendiği takdirde yeni yatırımcılara ve şehrimize gelecek yeni çağrı merkezlerine daha kolay arsa imkanı doğacaktır. Bu alana et ,süt ürünleri, kimyasal ürün üretimi gibi sektörlerden bazı müracaatların da alınmasına rağmen Yeni Çağrı Merkezlerinin bu ek alana dahil edilmesi daha doğru olacaktır. Ek alan tahsisi için bürokratik işlemlerin bir an evvel bitirilmesi bu şehrin kalkınmasına katkı sağlayacaktır. Ayrıca Sağlık Bakanlığı Çağrı Merkezi Telekom Yakutiye binasında SABİM olarak 7/24 saat hizmet veriyor ve şimdilik yaklaşık 100 kişilik bir istihdam sağlıyor. Bunun yanında ,TT Net Çağrı Merkezi kurulması için Türk Telekom’un girişimleri var bu girişimlerin 1.OSB’ye dahil edilecek alana yönlendirilmesi , şehrimize kazandırılması gerekiyor. Yatırım Yeri Tahsisi için sıkıntı yaşanmaması yönünde Sanayi Ticaret İl Müdürlüğümüzün 1. OSB genişletme çalışmaları ve 2. OSB çalışmaları devam etmektedir. Bu girişimlerinin olumlu sonuçlanması yeni yatırımcıların önünü açacaktır. Ticari hayatta ölçüm cihazlarının kalibrasyonu da çok önemlidir bu itibarla Doğu Anadolu Bölgesi’nde sadece şehrimizde bulunan bir kalibrasyon merkezinin atıl durumda olması çok üzücü bir durumdur. Görüşmelerimiz neticesinde Sanayi Ticaret İl Müdürlüğü merkezin Ata Teknokent’e alınarak, ölçüm cihazlarının kalibre edilmesini ve dolayısıyla ticari hayattaki güvenin korunmasını sağlayacaktır. Bilimsel araştırmaların işaret ettiği gibi belli bir nüfus oranı altındaki illerin merkezde konumlandırdıkları AVM’ler şehir esnafının iş hacmini yok edecek şekilde daraltmaktadır. Bu nedenle Ulusal AVM’ lerin şehir dışına yönlendirilmeleri gerekmektedir. Rekabet şansımızı artıracak olan ve giderek önemi artan sosyoekonomik birliktelik gerçeği şehrimizde güç birliğinin tesisi ve mevcut kaynakları birleştirmekle mümkündür. Kuzey Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı aracılığı ile ,Envanter ve fizibilite çalışmalarına destek verilmelidir. Yeni ve mevcut yatırımcılar bilinçlendirilerek doğru sektörlere yönlendirilmelidir. Bölgenin potansiyelinin tespit edilerek harekete geçirilmesi için uygun projelere destek sağlanmalıdır. Erzurum’un Doğu Anadolu Bölgesi’nde önemli bir yeri olduğunu ve bu nedenle önemsenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Erzurum merkezi konumu itibariyle gelişmeyi ateşleyecek il olma özelliğine sahiptir. Buradan başlayacak olan kalkınma diğer doğu illerine de kısa zamanda yayılacaktır. Bölgemizde güç birliğinin şart olduğunu düşünerek bölgesel kalkınmaya katkıda bulunmak için, Doğu Anadolu Bölge Odalarının koordineli hareket edebilmesi amacıyla ETSO öncülüğünde Doğu Anadolu Ticaret ve Sanayi Odası (DATSO) kurulmasının bölgemize büyük katkı sağlayacağına inanıyoruz” dedi. TARIMDA DAMLAMA ,SULAMA TEKNİKLERİ GİBİ MODERN SULAMA TEKNİKLERİ YAYGINLAŞTIRILMALIDIR ETSO Meclis Üyesi Haydar Kavurmacı ise çalıştayda Tarım ve Hayvancılık konusunda değerlendirmelerde bulundu. Tarımda Damlama ,Sulama Teknikleri gibi modern sulama tekniklerinin yaygınlaştırılması gerektiğini anlatan Kavurmacı, “2012 yılında faaliyete geçeceği düşünülen Sakalı Kesik Ovası Sulama Projesi ile ilgili olarak DSİ’nin üreticilerimizi bilgilendirmesi gerekmektedir. Bakir alanlara sahip şehrimizde giderek önemi artan Organik tarımın potansiyeli Sözleşmeli Tarım Uygulamalarının yaygınlaştırılmasıyla değerlendirilebilir ve çeşitlendirilerek ülke çapında büyük başarılar elde edilebilir” dedi. “Tarım sektörü için önemli bir çalışma olan ve 2010 yılında uygulamaya geçecek olan Havza Bazlı Destek kapsamında hangi ürün hangi havzada verimli olacaksa o havzada destekleneceğinden üreticilerimizin konu hakkında bilgilendirilmesi gerekmektedir” diyen Kavurmacı, “Tarım alanında eğitimli kişilerle nitelikli çalışanlar birlikte daha başarılı sonuçlar elde edebileceğinden Tarım Meslek Lisesi açılmalıdır. Merkez ve ilçelerde giderek yaygınlaşan Organik meyve, sebze üretiminin ekonomiye sunulması noktasında nitelikli işçi sorunları yaşanıyor bu sorunların aşılması için üreticilerimizin kadın istihdamını sağlamaları yönünde eğitimler ve sübvansiyonlarla desteklenmeleri gerekiyor. Çiftçi ve üreticilerimizi tedirgin eden tarım arazilerinin imara açılması gibi durumların bertaraf edilmesiyle ve arsa tahsisine kalıcı çözümler bulunmasıyla Organik tarımda sürekliliğin sağlanması mümkündür. Sebze üreticilerimizin ürün çeşitliliğinde, iklimi bakımından verimli bir arazi olarak gördüğü Daphan Ovası’nda sulama kanalları arazi seviyesinden aşağıda kalmakta ve sulama oranı giderek düşmektedir. Tarım arazisi olarak ovanın en iyi şekilde değerlendirilebilmesi için Arazi toplulaştırma konusu gündeme geldiğinde yeni sulama kanalı sistemi de birlikte düşünülmelidir” diye konuştu. Hayvancılıkta Modern Teknik uygulamalarına hız verilerek besleme ve barınma koşulları bilimsel ve modern yöntemlere uygun şekilde iyileştirilmesi gerektiğini söyleyen Kavurmacı, “GAP illerine verilen hayvancılık desteği kapsamına DAP illerinin de Ocak 2010’ da dahil edilmesine rağmen iki bölge için de önemi büyük olan bu desteğe 25 ilde uygulanacak projeler için ayrılan 61 milyon T.L.lik kaynak yetersiz görülmekte olup kaynağın artırılması için girişimlerde bulunulması gerektiği kanaatindeyiz. Hayvan ıslahı konusunda Suni Tohumlama teknikleri yaygınlaştırılarak daha başarılı sonuçlar elde edilebilir. Büyükbaş hayvancılıkta Suni Tohumlama Devlet Desteği aracılığıyla önceden de başarıyla uygulanan doğan buzağı sayısına göre verilen desteğin , şuan ki veteriner hekimlere verilen destekten daha etkili olacağı ilgili makamlarca belirtiliyor. Bölgemiz için bir çok açıdan kolay olan ve desteklenmesi gereken koyunculuğun Erzurum’ da ve Türkiye genelinde yüzde 35’lere varan düşüşler yaşamasının nedeni çoğunlukla sosyal nedenler ve geçen yıla göre fiyat farklarının oluşmasıdır. Küçükbaş hayvanlar 2010 yılı mart sonuna kadar küpelenerek ülkedeki hayvan sayısı gerçek anlamda tespit edilmiş olacaktır. Küçükbaş, koyun ve keçi yetiştiriciliği yapan çiftçilerimize hayvan başına destekler verilecek ve her geçen yıl azalmakta olan hayvancılığın gelişmesine katkıda bulunulacaktır. Erzurum Ticaret Borsası’nın AB standartlarında projelendirdiği Modern Hayvan Pazarı projesinin hayata geçirilmesi ile hayvancılığımız sağlıklı,hijyenik,modern bir şekilde devam edecektir konunun ilgili kamu kurumlarınca desteği sağlanmalıdır. Kurban Bayramlarında hayvanların kontrolsüz satışının önüne geçilmesi için Belediyenin kurban satış ve kesim yerleri oluşturması gerekiyor. Hayvancılık sektörünün belini büken hayvan hastalıklarının,son yıllarda yapılan aşılamalar neticesinde düşürüldüğü ve giderek yaygınlaşan tekniklerin hayvan hastalıklarıyla mücadelede önemli rol oynadığı ilgili makamlarca belirtiliyor. Ancak Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunu’nun tazminatlı hayvan hastalıkları bölümünün değiştirilerek yetiştiricilerimizin mağduriyetlerinin giderilmesi gerekiyor. Hastalıklı hayvanlara , ziraat mühendisi, veteriner hekim,hayvanı tanıyan çiftçi ve köy muhtarından oluşan bir komisyonla bir fiyat belirleniyor ve belirlenen fiyatın ¼’ünü ödemek zorunda kalan yetiştiricimiz 1000-2000TL. lik zarara uğruyor. Neticede özellikle süt sığırcılığı projesi uygulayan Tarımsal Kalkınma ve Kooperatifleri zor durumda kalıyor. Bölgemiz üreticilerinin sektörel gelişimlerini sağlayabilmeleri ve modern teknikleri görüp uygulayabilmeleri açısından çeşitli Tarım ve Hayvancılık fuar destekleri artırılmalıdır. Bölgemizin, coğrafi yapısının hayvancılığa ve hayvancılığa dayalı tarıma elverişli olmasına rağmen, kırsal kesimin girişimleri Sosyal Yardımlaşma Vakfı’nın desteklerinden olumsuz etkileniyor ve giderek bölgemiz insanı kendi ürününü üretmek fikrinden uzaklaşıyor. Hayvancılıkta maliyetlerin fazla oluşu, sektörel bir olumsuzluk iken ,bilinçli olarak uygulanması gereken devlet desteklerini kullanıp kendi yemini kendi üreten üreticilerimizle maliyetleri düşürmek mümkündür. “EKONOMİNİN VE İHRACATININ GELİŞTİRİLEBİLMESİ İÇİN EN ÖNEMLİ ALT YAPI ULAŞIM İHTİYACIDIR” Çalıştayın Ulaşım ve ihracat raporunu ise ETSO Meclis Üyesi Muammer Afşin tarafından aktarıldı “Bir bölgenin kalkınması için alt yapı şarttır. Bu manada ilimiz ekonomisinin ve ihracatının geliştirilebilmesi için en önemli alt yapı ihtiyacı “ulaşım ihtiyacı”dır” diyen Afşin, “Erzurum-Ardahan-Tiflis Karayolu, Erzurum-Rize Yolu Ovit Geçidi, Erzurum- Bayburt-Trabzon Yolu: Kop Tüneli, Erzurum-Tekman Yolu, Erzurum-Ardahan-Tiflis Karayolu bir an önce tamamlanmalıdır. Son dönemlerde Ermenistan sınır kapısına yoğunlaşılması ile birlikte komşumuz Gürcistan ile ilgili fırsatların gözardı edildiği görülmektedir. Gürcistan, 5 Milyon nüfusu olan ve yıllık ortalama yüzde 7 İle yüzde 10 arası büyüyen bir ülkedir. Ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 10‘u Türkçe konuşmaktadır. Gürcistan ile aramızda vizesiz geçiş süresi 3 ay’dır. Bir örnek vermek gerekirse Kıbrıs ile vizesiz geçiş süresi 1 ay’dır. Özellikle Rusya Savaşı sonrası ülkemizle iyi ilişkiler içindedir. Başkent Tiflis 1.5 milyon nüfuslu olup Erzurum’a uzaklığı; Erzurum-Ardahan-Posof (Türkgözü Gümrüğü) üzerinden yaklaşık 500 km.dir. Erzurum-Trabzon-Rize yolu üzerinden Tiflis yaklaşık 900 km.dir. Erzurum-Artvin-Hopa üzerinden Tiflis yaklaşık 750 km. dir. Bu nedenle Erzurum-Ardahan-Tiflis karayolu ulaşımı daha kısa mesafeli ve avantajlıdır. Ancak ,Damal-Posof arası 40 km.’lik yolda ulaşımın sıkıntısı yaşanmaktadır. Bu nedenle, bu yolda ıslah çalışmalarının yapılması gerekmektedir. Gürcistan vatandaşlarının şehrimize ve özellikle kuzey ilçelerimize yönelik inanç ve kültür turizmi taleplerinin olduğu bilinmektedir. Bu nedenle saat 17.00 ‘ye kadar açık olan Türkgözü gümrük kapısının 24 saat açık olması önem arz etmektedir. Erzurum-Rize Yolu: OVİT Geçidi İlimiz için en önemli karayolları bağlantılarından birisi de Erzurum-Rize karayoludur. Nitekim bu yol, Erzurum’u Karadeniz’e bağlayan en kısa yoldur. Bu yol kış aylarında iller arası kapalı olan tek yoldur. Erzurum-Rize arasında bu yolun yapılması 1880 yılına, OVİT tüneli projesi de yaklaşık 40 yıl öncesine dayanmakta olup henüz gerçekleştirilememiştir. Erzurum-İspir arasında düşünülen 3.6 km.lik İspir Tüneli ile yol 31 km. kısalacak ve yol 2.5 saatten 1 saate düşecektir ayrıca Trafik güvenliği ve ekonomik açıdan avantaj sağlayacaktır. OVİT geçidinin tamamlanması ile birlikte Erzurum’dan ihraç edilecek bir ürün yaklaşık 2.5 saate limana ulaşabilecektir. Bu yolun diğer bir özelliği de GAP bölgemizi Karadeniz’e bağlayan en kısa yol olmasıdır. Son günlerde OVİT için duble yol ve kar tüneli yapımına dair bilgiler verilmektedir. Oysa OVİT dağının tamamına kar tüneli yapılması bile verimli olmayacaktır. Kar kalınlığının metreler ile ölçüldüğü OVİT dağına normal tünel yapımı en akılcı yoldur. Yolun yapımı ile ilgili olarak zaman zaman maliyetler ileri sürülmektedir. Erzurum-Rize yolu, yapımı hızla devam eden Erzincan-Gümüşhane-Trabzon kara ve demiryolu projesinden daha maliyetli değildir. KOP dağı tünelinin yapılacağına dair son dönemlerde basında haberler yer almıştır. Bu projenin hayata geçmesi ile birlikte Erzurum-Bayburt-Gümüşhane-Trabzon güzergahı daha da önem kazanacaktır. 1993 yılında DPT’nin yatırım programına alınan 3176 m.lik KOP dağı tüneli projesi ile ; Zirvedeki heyelanlardan dolayı problemli ve yoğun kar yağışı olan kesimler dahil 14 km.lik yol kullanılmayacaktır. Tünel yapımı ile kar mücadele masrafları en aza indirilecektir. 2418 m. yüksekliğe ulaşıp KOP geçidi zirvesine tırmanan araçların amortisman ve zaman kaybı önlenecektir. Bu projenin bir an önce hayata geçirilmesi için gerekli ilgi gösterilmelidir” dedi. DEMİRYOLU AĞININ YETERLİ VE VERİMLİ OLMASI ŞEHİR EKONOMİSİ VE İHRACATI İÇİN BÜYÜK ÖNEM TAŞIMAKTADIR Demiryolu ulaşımı yolcu taşımacılığı yanında yük taşımacılığı ve ihracatı için de büyük önem arz ettiğini dile getiren Afşin, şunları kaydetti; “Bu nedenle demiryolu ağının yeterli ve verimli olması şehrimiz ekonomisi ve ihracatı için büyük önem taşımaktadır. Bakü-Tiflis- Kars Demiryolu Projesi, Bakü-Tiflis-Kars demiryolu Erzurum-Erzincan üzerinden batıya uzanacağı için bu projenin gecikmemesi için gerekli tedbirler alınmalıdır. Bu proje ile, Kafkasya ülkeleri ve Çin ile doğrudan demiryolu bağlantısı sağlanacaktır. Bölgedeki yüksek taşıma hacminden daha fazla yararlanma imkanı sağlayacaktır. Avrupa ve Asya pazarında Türkiye transit ülke konumuna gelecektir. Lojistik sektöre 10 milyar dolar katkı sağlayacaktır. Horasan-Gürbulak-İran Demiryolu Projesi, İran ile ticari ilişkilerin gelişmesi için Horasan–Gürbulak demiryolu projesi ile ; Orta Asya ülkeleri ve İran’a İhracatın artırılması, hızlanması ve tonajlı ihracatın daha kolay yapılması sağlanacaktır. 1985 yılında ODTÜ tarafından fizibilite çalışması yapılmıştır. İran tarafından da desteklenen bu proje büyük önem arz etmektedir ve mutlaka hayata geçirilmesi sağlanmalıdır. Hızlı tren Sivas-Erzincan-Erzurum-Kars hattı’nın 4 milyar dolarlık ihalesi 2010 yılında yapılacaktır. 710 km.’lik bu hat sayesinde seyahat süreleri Sivas–Kars 5 saat, Erzurum-Ankara 7 saat ve Erzurum-İstanbul 10 saat olacaktır. Bu sürecin takip edilerek sağlıklı işlemesi sağlanmalıdır. Demiryolları lojistik merkezinin Erzurum’da kurulacağı Ulaştırma Bakanı Sayın Binali Yıldırım tarafından duyurulmuştur. Bu merkezin hayata geçirilmesi ihracatımız açısından önem arz etmektedir. Lojistik merkezin daha fazla gecikmemesi için arsa tahsisi noktasında özellikle siyasilerin konuyla daha yakından ilgilenmeleri gereklidir. Bölgemizin doğu ülkelerine açılma vizyonuna bağlı olarak Erzurum’dan İran (Tebriz), Azerbaycan (Bakü), Gürcistan, Rusya gibi ülkelere uçuş seferleri düzenlenmesi hem ticari açıdan, hem de turizm açısından oldukça önemlidir. İlimiz ihracatının en önemli sorunu ulaşım ve diğer altyapı sorunlarıdır. Bu sorunlar çözüldüğünde ilimiz ihracatında gelişme kaydedilmesi beklenmektedir. Mevcut iç gümrükleme sistemi, bölgemiz şartlarına uymamaktadır. Ya sınır kapılarına yakın ilçelerimizde iç gümrükleme kurulmalı ya da eski uygulama (sınır kapılarında gümrükleme yapılması) devam ettirilmelidir. Dış ticaret konusunda Atatürk Üniversitesi’nin Girişimcilik Araştırma Uygulama Merkezi ve Sanayi İşbirliğini Geliştirme Merkezlerinin aktif hale getirilmesi gerekmektedir. İhracat ve turizm sektörleri ile uğraşan girişimcilere Atatürk Üniversitesi ile koordineli olarak başta Rusça olmak üzere çeşitli dillerde kurs ve seminerler düzenlenmelidir.” OKULLARIN EKONOMİK SORUNLARINA ÇÖZÜM ÜRETMELİ ETSO Meclis Üyesi Şevket Demir ise Eğitim konusunda yaptığı değerlendirmede, “Eğitim, iyi eğitim; üretim demektir. İstihdam demektir., Kalkınmışlık demektir. Huzur demektir. Gelişmiş toplumları incelediğimizde bu toplumların iyi yetiştirilmiş,iyi eğitilmiş fertlerden oluştuğunu görürüz” dedi. Erzurum’da Okul sayısı ve okullaşma oranının iyi olmasına rağmen il merkezindeki yaklaşık 150 okulun sadece 12 tanesinde Spor Salonu Veya Çok Amaçlı Salon bulunduğunu kaydeden Şevket Demir, “Dershane ve kurslar konusunda ilimizde maalesef gereken fayda hasıl olamıyor. Nüfusu ilimizin yarısı kadar olan illerde bizdeki dershane ve kurs sayısının iki üç katı dershane ve kurs bulunmaktadır. Çoğu ilçemizde dershane ve kurs bulunmamaktadır. Bu da SBS Ve YGS/LYS sonuçlarına olumsuz yansımaktadır. Valiliğimizin ve bazı kurumlarımızın dar gelirliler için açtığı kurs ve dershane çabaları da yeterli olamamaktadır. Ayrıca özel okullaşma oranı da diğer İllere oranla oldukça düşüktür. Bütün bu sorunlara çözüm önerileri sıralamak gerekirse; Okul Aile Birlikleri daha aktif çalıştırılarak okul veli işbirliğine daha çok katkıda bulunmalı ve okulların ekonomik sorunlarına daha çok çözüm üretmelidir. Eğitimin önemi çocuklarımızın geleceği konusunda velilere çeşitli seminer, konferans ve aktivitelerle ulaşılmalı eğitilmeli ve bilgilendirilmelidirler. Bu konuda Valiliğimiz ve eğitim kurumlarımız Üniversitemizle işbirliğini artırmalıdır. Okullarımız Sportif Aktivitelere Sosyal Ve Kültürel Etkinliklere ağırlık vererek çevre ve veli ile ilişkilerini kuvvetlendirmelidir. Mümkünse okullar bulunduğu yerleşim alanının sosyal yaşam alanına dönüşmelidir. Okullarımızın öğretmen ihtiyaçlarını karşılayacak tedbirler acilen alınmalıdır. YİBO’lar ve Taşımalı Eğitimler Vasıtası ile önemli ölçüde azaltılan birleştirilmiş sınıf eğitiminden ilimizin tamamen kurtarılması gerekmektedir. Mesleki Eğitim konusunda ilimiz envanteri yeniden tespit edilerek uygun yeni Meslek Liseleri veya Çok Programlı Liseler bünyesinde ihtiyaç duyulan bölümler açılarak hem gençlerimizin meslek sahibi olmaları sağlanmalı , hem de ilimiz sanayi ve hizmet sektörleri için yetişmiş eleman ihtiyacı karşılanmalıdır. İlimizde yeni olarak üstün zekalı çocuklarımız için Bilim Sanat Merkezi açılmıştır. Ayrıca Odamız üyelerinin talebi olarak Tarım Meslek Lisesi isteğimizi olumlu karşılayan Milli Eğitim Müdürlüğü Pasinler ilçemizde bu okulun açılışını tamamlamak üzeredir. Ayrıca; Adalet Lisesi, Tapu Kadastro Lisesi, Meteoroloji Lisesi, Matbaacılık Lisesi, Laborantlık Lisesi, Radyoloji Lisesi Gibi çeşitli Meslek Liseleri açılarak ilimiz bu konuda Sağlık ve Turizmle birlikte bölgesel bir merkez haline dönüştürülebilir.İlimizde daha önceleri başarılı olamadığımız SBS ve YGS-LYS sınavlarında başarıyı artırma amacıyla Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından geçen yıllarda başlatılan EBAP ve YIBOP projelerinin geliştirilerek devam ettirilmesinde fayda vardır” diye konuştu. Erzurum’un tarihi medreseleri barındırdığı ve özünde eğitime önem veren bir şehir olduğu için eğitim şehri denildiğinde ilk akla gelen şehirlerden biri olduğunu ifade eden Demir, “Bizim bu ayrıcalığı öne çıkararak eğitimde marka olabilmek adına yeni nesillerin şehrimizde yetişmesine ağırlık vermemiz gerekiyor. Bu nedenle ETSO olarak ilimize ikinci bir üniversite kurmak için girişimlerimizi hızlandırdık ve şu an ihale sürecinde olan bu faaliyetimizin şehrimizi eğitim kenti olma yolunda bir adım daha ileriye götüreceğine inanıyoruz” şeklinde konuştu. SAĞLIK YATIRIMLARI YETERLİ DEĞİL Çalıştayın Turizm ve sağlık sektörlerindeki değerlendirmesini ise ETSO Meclis Üyelerinden Cüneyt Güvenli yaptı. 2010 yılı Sağlık İl Müdürlüğü Verilerine göre, ildeki Hekim sayısı toplam bin 369 olduğunu söyleyen Güvenli, “Yatak sayısı toplam 3 bin 256, Hekim başına düşen hasta sayı 584 ve yatak başına düşen hasta sayısı 245’dir. Bu veriler 2 yıl öncesine göre daha iyi olmasına rağmen sağlıkta marka olmaya aday bir Erzurum için yeterli değildir. Bu nedenle bazı yatırımlar daha yapılmalıdır” diye konuştu. “Sağlık Bakanlığı’na bağlı; Termal Kaynaklarımızla entegre edilmiş Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi kurulması hem sağlık hem turizm anlamında iddialı olan şehrimize büyük katkı sağlayacaktır” diyen Güvenli, şunları kaydetti; “Sağlık Bakanlığı’na bağlı onkoloji hastanesi projesi hızlandırılmalıdır. Büyük illere gönderilen hastaların artık ilimizde tedavisi yapılabilmelidir. Bu husus şehrimiz açısından büyük bir eksikliktir. Kalifiye sağlık çalışanı sayısı yeterli değildir. Sağlık Meslek Liseleri gibi okullar daha aktif çalışmalı ve şehrin bu ihtiyacı karşılanabilmelidir.” ŞEHRİN TANITIMINDAKİ EKSİKLİKLER GİDERİLMELİ 2011 yaklaşırken şehrin vizyonu,imajı açısından çevre düzenlemeleri yapılması ve şehrin hemen her yerinde tanıtım hazırlıklarının hızlandırılması gerektiğini dile getiren Güvenli, “2011 Universiade organizasyonunda 11 dal için yarışmalar olacak. Üniversite kavşağında yer alan havuzlu meydanda hareketli döner bir platform üzerinde, yarışma dallarının her birinin heykelleri gece ışıklandırmalarıyla ve yarışma dalları hakkında tarihçeleri ile birlikte muhteşem bir görsellikle konumlandırılabilir bu yarışmaların tanıtımı yapılabilir. Ayrıca kentin 11 ayrı noktasına hem görsellik hem de halkı hazırlamak ve bilgilendirme amaçlı küçük heykeller konumlandırılabilir. Turizm fuarlarına kapsamlı bir şekilde katılarak; şehrin tanıtımındaki eksiklikler giderilmeli, tanıtımımız; markalaşmış,kaliteli ürünler, görsel tanıtım materyalleri ve sunumlarla çeşitlendirilmelidir. Halkımızın, turizm kenti olma yolunda emin adımlarla ilerleyen Erzurum’un bu adımlarına ayak uyduracak şekilde turizm konusunda bilinçlendirilmelidir. TRT başta olmak üzere tüm ulusal medyada: görsel, yazılı ve işitsel 2011 tanıtımları yapılması için gerekli girişimlerde bulunulmalıdır. Ayrıca, Antalya,İstanbul ve Ankara havalimanlarında bil boardlar da 2011 tanıtım afişlerinin yer alması sağlanmalıdır. Kültür Turizm İl Müdürlüğü’nün yerel rehber ve kokartlı turist rehberi yetiştirmesi gerekiyor. Uzun vadede ilimize gelen yerli, yabancı konuk sayısı aratacağından bu konu büyük önem arz ediyor. Turizm bilincinin yaygınlaştırılması için okullarda çocuklar ve gençlere yönelik 2011 tanıtım yarışması gibi etkinlikler düzenlenmelidir. Şehrimize gelen yerli, yabancı konuklarımızın rahatlıkla alışveriş yapabilmeleri ve gezebilmeleri için trafik ve park sorununun giderilmesine yönelik çalışmalara hız verilmelidir. Özellikle Palandöken Kayak Merkezi’nde park problemi bir an önce giderilmelidir. Yine, şehrimize gelen konuklarımızın huzur içinde dolaşıp, dinlenebilecekleri Atatürk Üniversitesi’nin yapmış olduğu Botanik Park gibi şehrin çeşitli yerlerinde açık yaşam alanlarının oluşturulması gerekiyor. İlgili STK ve kamu kurumları tarafından taksi, minibüs gibi ulaşım hizmetleri ve hizmet sektöründe çalışanlara yönelik misafir karşılama için etkili iletişim ve dil eğitimlerinin verilmesi ev sahipliğimizin kalitesini artıracaktır.Yöresel yemek ve el sanatları alanlarında daha organize işler ve projeler yürütülmelidir. Ev Hanımlarımızı Kadın girişimciliğe özellikle turizm konusunda özendirerek hem gelir kaynakları oluşturmalı hem de ev sahipliğimizi pekiştirecek şekilde çalışmalara yönlendirmeliyiz. Kültür turizmi içinde tanıtım çalışmalarına ağırlık verilmeli ve yaz döneminde günü birlik turlarla Erzurum’ a gelen yerli turistlere yönelik yanlarında geri götürebilecekleri Erzurum ve çevresini tanıtım materyalleri hazırlatılmalıdır. Hak ettiği önemi bulamayan Erzurum’u Erzurum yapan tarihini artık gün güzüne çıkartmalı, üç kümbetler, kale civarının açılma çalışmaları hızlandırılmalıdır. 2011’i bir fırsat. Yapabileceğimiz en kısa sürede Kış Olimpiyat Oyunlarını da şehrimize kazandırmak için gerekli çalışmalar yapılmalıdır.” şeklinde konuştu. ŞEHRİN HARABE HALİ TARİHİ DOKU DA KORUNARAK ÇAĞDAŞ BİR GÖRÜNÜME KAVUŞTURULMALI Çalıştayda ayrıca Modernleşme-Şehirleşme-Yapılaşma konusunda ki değerlendirmeyi ise ETSO Meclis Üyesi Atilla Yıldız yaptı. Şehir merkezinin harabe halinin tarihi dokusu da korunarak çağdaş görüntüye kavuşturulması gerektiğini anlatan Yıldız, “Şehir merkezindeki kentsel yenileme veya kentsel dönüşüm çalışması bitirilmeden yeni imar alanlarının açılmasına müsaade edilmemelidir. Yapılacak olan 1/5000 ‘lik nazım imar planı çalışmalarında ilgili STK ‘ların katkısı ve desteği sağlanmalıdır. Park , bahçe ve çevre düzenlemelerine ağırlık verilmelidir. İlimize yakışır bir şehir meydanı ve Fuar alanı ihtiyacı acilen karşılanmalıdır. Erzurum’un da içinde yer alacağı Yapı Denetimi Kanun Tasarısında denetimle ilgili olarak atılacak adımların tespiti için, bölge şartlarının dikkate alınması yönünde ilgili tüm kamu ve STK otoriteleri birlikte bir çalışma yapmalıdır” diye konuştu. TOKİ BELEDİYELERLE ANLAŞARAK SADECE ARSA ÜRETİMİNE KATKIDA BULUNMALIDIR. İldeki Konut Yapı Kooperatiflerinin yapı sektörünün lokomotifi konumunda olduğunu, diğer illere nazaran daha başarılı durumda olduğunu dile getiren Yıldız şunları kaydetti, “Bu nedenle TOKİ ‘nin bu sektöre olumsuz etkisi muhakkak durdurulmalı. TOKİ belediyelerle anlaşarak sadece arsa üretimine katkıda bulunmalıdır. Şehrin altyapı problemlerine öncelik verilmelidir. Şehir temiz su şebeke sistemi iyileştirilmeli kayıp- kaçak oranı dünya standartlarına indirilmelidir. Şebeke sistemi projeleri sayısallaştırılmalıdır. Yağmur Suyu şebeke sistemi Kanalizasyon sisteminden ayrı çalıştırılmalı Şehrin Yağmur suyu şebeke projeleri yapılarak uygulamaya geçirilmeli, ayrıca şehir kanalizasyon sistemindeki aksaklıklar da giderilmelidir. Mümkünse Şehir Şebeke Sistemi Galeri Sisteminde Çalıştırılmalıdır. Şehrin Ulaşım Master Planı hazırlatılarak bu doğrultuda uygulamalar yapılmalıdır. Modifiye Asfalt Tekniği uygulamaları başarılı olmuştur ancak israfın önlenmesi ve planlı çalışılması için altyapı sorunlarının tamamlanması ve kurumlar arası koordinasyonun sağlanması şarttır. Asfalt bakım ve onarım çalışmalarının şehir trafiğinin yoğun olduğu saatlerde yapılmamasına dikkat edilmelidir. Modernleşme sürecinde, şehir merkezinde ki elektrik iletim hatlarının çirkin görünümünün ortadan kaldırılması amacıyla yürütülen ,yeraltına alma çalışmalarına hız verilmesi gerekiyor. Türk –Alman teknik işbirliği ile yürütülen 13 milyon Avro’luk bir proje sonrasında Katı Atık Belediyeler Birliği (EKABB) Büyükşehir ve İlçe Belediyelerinden oluşturulmuştur.Ancak tam anlamıyla koordinasyon sağlanamadığı görülmektedir. EKABB, aktif hale getirilmelidir. Ayrıca katı atık tesisinde teknik eleman eksikliği giderilmelidir. Katı Atık Geri Dönüşüm Sahası ve Ambalaj Geri Kazanım Tesisleri kurulmalı ve katı atıkların geri kazanımı sağlanmalıdır. AB Müzakere sürecinde çevre faslı açıldığı için 2014 yılına kadar çevre ile ilgili gerçekleştirilmesi gereken tüm reformlar gerçekleştirilmek durumundadır. Bu açıdan , Erzurum olarak şehrimizin modern bir görünüme kavuşturulması için Atık Su Arıtma Tesisi’nin 2014 yılına kadar bitirilmesi büyük önem arz etmektedir. Türkiye genelinde büyükşehir belediyelerinin temizlik hizmetleri özelleştirilerek , çok daha düşük maliyetle daha nitelikli çöp toplama ve taşıma hizmetleri şeklinde gerçekleştiriliyor. Benzer bir uygulamanın şehirleşme yolunda Erzurum Büyükşehir Belediyesi tarafından da hayata geçirilebileceği kanaatindeyiz. Çağdaşlaşma ve Modernleşme Süreci Şehrimizde sanatsal ve kültürel faaliyetlere daha çok önem verilmeli, Sanatçılar ve yazarlar desteklenmelidir. Kültürümüzü yansıtan Halk Ozanları ve Aşıklar geleneği yaşatılmalıdır. Kültür Sanat ve Eğitim Kompleksleri şehrin farklı noktalarında oluşturulmalıdır. Bu sayede ,halkımızın şehirleşme ,kültürel paylaşım , turizm gibi alanlarda bilinçlendirilmesi sağlanabilecektir. Şehirlilik bilincinin toplumda oluşturulması için belediye öncülüğünde bir Çalıştay yapılmalıdır. Çağdaşlaşma ve Modernleşme Süreci Belediyelerimizin demokrasinin gereği olarak daha çok yerel etkinlik ve katılımcı bir anlayışa sahip olması gerekir. Bu bakımdan Kent Konseyinin amacına uygun olarak aktif hale getirilmesi sağlanmalıdır. Şehrimizde özellikle nitelikli göç devam etmektedir. Bunun sebepleri ortaya koyularak önleyici tedbirler acilen alınmalıdır. Sosyal Riski yüksek olan kadınlar, çocuklar ve gençlere yönelik sosyal projeler Kalkınma Ajansı ile birlikte yürütülmelidir. Kültürel mirasımızın modern bir şehircilik anlayışıyla yaşanması ve yaşatılması için çeşitli etkinlikler düzenleyerek zengin kültürel geçmişimizin geleceğe taşınmasını sağlamak zorundayız.” TEŞVİK YASASINDA DESTEKLEME SÜRESİ 7 YILDAN 12 YILA ÇIKARILMALIDIR Çalıştayın son değerlendirmesini ise ETSO Meclis Üyesi Celalettin Çetinkaya, “İstihdam-İşsizlik” konusunda yaptı. Çetinkaya, Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı tarafından 2009’un ikinci yarısında yürürlüğe giren teşviğe göre; Erzurum’un 4. bölgede yer aldığını, Ancak, Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi için 5. bölge adı altında ayrıca bir bölge oluşturulursa teşvik yasasınin daha işlevsel hale geleceği kanaatinde oldukları söyledi. Teşvik unsurları mutlaka bütün olarak düşünülmesi gerektiğini ifade eden Çetinkaya, “Teşvik yasasında destekleme süresi 7 yıldan 12 yıla çıkarılmalıdır, 5084 sayılı teşvik yasası 31-12-2012 ‘ye kadar uzatıldı bu yasada belirtildiği gibi çalışan işçi sayıları 10 ve üzeridır. Dünya ortalaması üzerinde olan İşveren SGK prim oranları düşürülmelidir. Desteklerin ve teşviklerin sade,anlaşılır ve istifade edilebilir olması gerekiyor. Ülkemizde inşaat sektörü lokomotif sektördür. Bu nedenle bölgemizde Sektörel teşvikler kapsamında inşaat sektörü mutlaka değerlendirilmelidir. Kamu İhale Kurumunun (KİK) uygulamalarında 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 19. Maddesi ile Açık ihale yapılan işler tanımlamaktadır. Bu kanunda 21/b’ de davetiye ile yapılan işler ve 22/d doğrudan temin ile yapılan işler belirtilmiştir. Bu kapsamda, davetiyeli ihalelerin bölgesel yapılması kalkınmada öncelikli yöreler kapsamında ilimize destekleyici güç olacaktır” dedi. ÖZELLEŞTİRME SÜRECİNDE DMO KAPATILMALIDIR Kamu kurumlarının tefrişat ve mal alımlarında şartnameleri uyan yerli tüccar ve esnafın öncelikli olarak değerlendirilmesinin yararlı olacağını anlatan Çetinkaya, “Özelleştirme sürecinde DMO kapatılmalıdır. Kalkınma Ajansının, bütün STK ve kamu kurumları ile işbirliği ve uyum içinde çalışması desteklenmeli ve 29 milyon TL. lik 2010 yılı bütçesi özellikle istihdama yönelik projelerle en etkin şekilde kullanılmalıdır. Erzurum I. OSB’ de Yeni Çağrı Merkezi kurma düşüncesindeki bankalar ve firmalar, gençlerimize istihdam imkanı sunacağından önemli bir fırsat olarak düşünülmelidir ve şehrimize kazandırılmalıdır. AB Hibe programlarından işverenler istifade ettiği sürece istihdama artı etkisi olacağı kanaatindeyiz. Tüccar,esnaf ve iş adamlarımız çıkarılan yasalar ,destekler ve uygulamalar konusunda yeterince ve zamanında bilgi sahibi olmadıklarından gerektiği gibi istifade edememektedirler ve yatırım konularında tereddütler yaşamaktadırlar. ABİGEM ve Kalkınma Ajansı gibi kuruluşlar aracılığıyla Sürekli Bilgilendirme Sisteminin mevcut ve yeni yatırımcılara Sürdürülebilir İş Hayatı konusunda yardımcı olacağı kanaatindeyiz. İşsizlik ve ekonomik sebeplerin ön planda olduğu şehrimizde beyin göçü yaşanıyor.Bu nedenle nitelikli işgücü kaybını önlemek için onların makul ücret ve iş garantili ihtiyaçlarını karşılayacak altyapı hazırlanması gerekiyor. Üniversite-Sanayi işbirliği amacı ile kurulan Teknokent ‘te halihazırda 29 firma bilişim sektöründe yazılım alanında faaliyet gösteriyor. Teknokentin bitmesi halinde ise en az 500 kişiye istihdam sağlayacağı belirtiliyor. Projeye şuana kadar 10 milyon TL. tutarında harcama yapılmış ve 8 milyon TL. ile de projenin bitirilmesi öngörülmektedir. Elektronik ve bilişim potansiyelimiz , özellikle genç nüfusumuzun değerlendirilmesi noktasında yeni, geliştirilebilir sektörlerimiz içinde ön plana çıkmaktadır. Alternatif enerjilerin konuşulduğu günümüzde, Rüzgar ve güneş enerjileri için sahip olduğumuz avantajlar bizi alternatif enerji kaynakları konusunda öne çıkaracağından ,şehrimizin konumu hassasiyetle değerlendirilmelidir.” diye konuştu. Çalıştayda yapılan sunumların önümüzdeki günlerde kitap haline getirilerek kamuoyu ile paylaşılacağı bildirildi.