Toplam ticareti 100 milyar doları aşan Türkiye ile AB arasındaki krizin ekonomiye etkisi merak konusu.

AB ile Türkiye arasındaki siyasi ilişkiler tarihinin en sorunlu döneminden geçerken, karşılıklı ticari ilişkilerin bu durumdan nasıl etkileneceği merak konusu. Gözler 15-16 Aralık’taki Avrupa Liderler Zirvesi’nden çıkacak mesajlara çevrilirken, DW Türkçe’ye konuşan ekonomistler ve iş dünyası temsilcileri ise bugün yaşanan diyalog krizinin yakın dönemde yerini daha sağduyulu bir ortama bırakacağı görüşünde. Yatırımcılara göre bugün Türkiye’nin AB ile bağlarının zayıfladığı düşünülse de, uzun vadede Türkiye AB değerler sistemi içinde yer almaya devam edecek. 

Toplam ticaret 100 milyar doları aşıyor

Avrupa ülkeleri, son dönemde dolar kurundan enflasyon ve işsizliğe kadar peka çok alanda zor bir süreç geçiren Türk ekonomisinin en önemli ticari partneri konumunda. Türkiye ihracatının yüzde 49, ithalatının ise yüzde 39'u AB ile gerçekleştiriliyor. AB ekonomilerindeki büyüme ise doğrudan Türk ekonomisine olumlu yansıyor. Avrupa Birliği Bakanlığı verilerine göre, 1999’daki Helsinki Zirvesi’nde adaylık statüsü kazanan Türkiye’nin o günden bugüne AB’den aldığı mali yardımların toplamı ise 6 milyar Euro’yu aşıyor. Projeler aracılığıyla kullandırılan fonlar, AB müktesebatına uyumu ve bu uyum için gerekli idari kapasite oluşturulmasını hedeflerken, bölgesel kalkınma, tarımsal ve kırsal kalkınma, sınır ötesi işbirliği ve KOBİ projelerini kapsıyor.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre,  Türkiye’nin AB’ye ihracatı 2016’nın ilk 9 ayı itibariyle yüzde 49 seviyesinde. Yani Türkiye yaklaşık 150 milyar dolarlık ihracatının yarısını AB’ye gerçekleştiriyor. Avrupa ülkelerinin ağır yara aldığı 2008 krizi sonrasında bu oran yüzde 39’a kadar düşse de son yıllarda AB ekonomilerindeki toparlanmaya paralel olarak Türkiye’nin ihracatı da arttı. Toplam dış ticaret hacmine bakıldığında ise Türkiye ile AB arasındaki ihracat-ithalat toplamının yıllık 120 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiği görülüyor. Bu rakamlar her yıl artma eğilimini de sürdürüyor. Özellikle Türkiye özel sektörü ve istihdam piyasası için kritik önemde olan otomotiv, tekstil ve kimya sektörleri için AB pazarı olmazsa olmaz. Türkiye'de faaliyette olan 17 bin yabancı şirketin yüzde 70’i de Avrupalı şirketlerden oluşuyor.

Asıl soru: Değerler mi, çıkarlar mı?

Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Özbekistan’dan oluşan Şanghay 5’lisine toplam 3,5 milyar dolar seviyeleri ile çok düşük seyrediyor. Türkiye’nin en büyük ihracat pazarı olan Almanya, Türkiye’den tüm Şanghay 5’lisi ülkelerinden daha fazla ithalat yapıyor. Öte yandan Türkiye’nin AB’nin ithalatından aldığı pay ise yüzde 1,3 ile düşük bir orana sahip. Dolayısıyla rakamlar, Türkiye ile AB arasındaki iplerin kopması halinde Türkiye ekonomisinin alacağı darbenin AB ülkelerine nazaran çok daha güçlü olacağını gösteriyor. DW Türkçe’ye konuşan Avrupa Birliği ve Küresel Araştırmalar Derneği Başkan Yardımcısı Can Baydarol, bugün yaşanan krizin her iki taraf için de “değerler mi, çıkarlar mı” sorusunu gündeme getirdiğini söylüyor.

“Binlerce Avrupalı şirket etkilenir”

Her iki tarafın da ilişkilerin bozulmasında sorumluluğu olduğunu vurgulayan Baydarol, “Ekonomik olarak çok iç içe geçmiş bir yapı var. Gümrük Birliği’nin yenilenmesi çalışmaları devam ediyor. Bu ortamda müzakerelerin resmen sona erdirileceğini düşünmüyorum” diyor. Türkiye ekonomisi açısından AB ile yakınlaşma yaşanan dönemlerin kalkınmaya ve gelişime yol açtığını kaydeden Baydarol, “Düne kadar Türkiye için tek partili hükümet, IMF ve AB üyeliği birer istikrar unsuruydu. Bugün piyasalar açısından tek partili hükümet ve IMF artık birer istikrar unsuru olarak görülmüyor. Ama AB ile ilişkilerin önemi hala gücünü koruyor. Türkiye ile iplerin atılması, yalnızca Türk ekonomisini değil Türkiye’de iş yapan binlerce AB şirketini de çok olumsuz etkiler” şeklinde konuşuyor.