Dünya yazarı Alaattin Aktaş bugünkü köşesinde dalgalı kurun özel sektör üzerindeki etkilerini kaleme aldı. Ne zaman ne olacağı bilinmeyen kur özel sektörü endişelendiriyor. İşte Aktaş'ın o yazısı;

Önce şu gerçeğin altını çizelim. Dolar kuru her ne kadar son dönemde hızlı bir artış göstermişse de, bir yıl geriye gittiğimizde sanıldığı kadar bir yükselme yok. Kurdaki sıkıntı, keskin dalgalanmalar yaşanması. Temmuz, ağustos ve eylül ayları ortalamasında dolar kuru 2.96 olmuştu. Ekim ayının bugüne kadarki döneminde oluşan ortalama ise 3.06. Biliyoruz ki kimi günler dolarda 3.11’i de gördük.

Son bir yıla bakarak bugünkü düzeyin çok da yüksek olmadığının ortaya çıkacağını belirttik. İki rakam verelim. Dolar geçen yılın eylülünde ortalama 3.00 düzeyinde gerçekleşmişti. Bu yılın ocak ayındaki ortalama da 3.01 olmuştu. Geçen yılın eylülünü baz alırsak, 13 ayda yalnızca yüzde 2 artış var. Dolayısıyla gelinen düzey bir görüşe göre çok yüksek değil, ama bu düzeye gelinirken yaşanan iniş-çıkış çok fazla.

İşte asıl sorun da burada; dolar kurunun geldiği düzey kadar, belki ondan daha önemlisi buraya gelinirken yaşanan iniş-çıkışlarda.

Dövizin her artışı mutlaka artı ve eksilerle ekonomiye yansıyacaktır, yansımaktadır da ve bundan kaçış yok. Kur artışının ekonomiye zarar vermeyeceğini söylemek, mezarlıktan geçerken ıslık çalmaya benzer.Spekülatif ya da değil, bir artış varsa bunun etkileri zaman içinde mutlaka görülür. Özellikle  yatlarda. İnanmayan açsın Merkez Bankası raporlarını okusun!

Özel sektöre etki

Kurun ne zaman ne olacağının kestirilememesi, özellikle döviz borcu olan kuruluşlar için büyük bir sıkıntı kaynağı. Plan yapmak zor; bu kapsamda büyük yatırımlara girişmek zor, borçlanmak zor, ödeme yapmak da zor. Borcun ödeneceği tarihte kur çok yüksekse, daha fazla TL’ye ihtiyacınız olacak, yapacaksınız ödemeyi, sonrasında kur düşecek... Bu çok sık rastlanan bir durum.

Bu konuda en büyük sıkıntıyı yaşayan da kuşkusuz özel sektör. Özel sektörün borcu da öyle az buz değil ki... Bu yıl çok büyük bir artış yok ama stok zaten önemli bir düzeyde. Özel sektörün dış borcu ağustos sonu itibariyle 296 milyar dolar. İlk sekiz ayda yaklaşık 13 milyar dolarlık bir artış olmuş.

296 milyar dolarlık borcun 88 milyarı kısa vadeli, 208 milyarı uzun vadeli borçlardan oluşuyor. Yine bu tutarın, yani 296 milyarın 261 milyarı yurtdışından sağlanmış, 35 milyarı ise yurtiçindeki yükümlülüklerle oluşmuş.

Açık pozisyon

Özel sektörün dış borcu tek başına önemli değil. Borcun yanı sıra varlık da olur, bu iki büyüklük birbirine yakındır, buna bakarak “Sorun yok” denilebilir.

Ama varlık ve yükümlülük birbirine yakın değilse... Biz o durumdayız. Reel sektör kuruluşlarının temmuz sonu itibariyle 106 milyar dolar döviz varlığına karşılık 308 milyar dolar yükümlülüğü olduğunu görüyoruz. Yani, varlık-yükümlülük farkını gösteren açık pozisyon tam 201 milyar dolar.

Açık pozisyonda geçen yılın sonuna göre oluşan fark da 13 milyar doları aşmış durumda.