Tekstil şirketlerinin bankalardan aldığı krediler 23.5 milyardan 32.7 milyar liraya yükseldi. Buna rağmen firmaların takibe düşen kredilerin yüzde 8 azaldı. Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası aylık dergisi ‘Tekstil İşveren’in haberine göre, takibe düşen kredilerin alınan kredilere oranı yüzde 6.4’ten yüzde 4.2’ye geriledi.
 
Son yıllarda mali durumları hızla düzelen tekstil şirketlerinin bu yapıları, kendilerini banka kredilerinde de gösterdi. Öyle ki, 2012 Eylül ayından 2013 Eylül’e kadar tekstil şirketlerinin kullandığı krediler yüzde 39 artarak 23 milyar 591 milyon liradan 32 milyar 735 milyon liraya yükselirken, firmalar 9 milyar 144 milyon lira daha fazla kredi almış oldu. 
 
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) yayımladığı verilere göre, buna rağmen tekstil şirketlerinin geri ödemediği emeceği kredilerin ya da ödeyemediği kredilerin tutarı 124 milyon lira azalarak, 1 milyar 515 milyon liradan 1 milyar 390 milyon liraya kadar geriledi. Böylece tekstil şirketlerinin 2001 krizi sırasında yüzde 15’lerde dolaşan batık kredilerinin toplam kredilerine oranı da yüzde 6.4’ten yüzde 4.2’ye indi. Bu tutar diğer tüm sektörlere göre de en düşük geri dönmeyen yani batık kredi oranını da işaret ediyor. BDDK’nın yayımladığı ve son olarak Eylül 2013 verilerini içeren istatistiklere göre, 2012 Eylül’den sonra son bir yıllık süreçte tekstil sektöründe alınan krediler açısından en yüksek artış yüzde 483 ile Bingöl’de gerçekleşti. Bu ilde önceki yıl 90 bin lira olan tekstilcilerin kredileri yüzde 483’lük yükselişle 525 bin liraya ulaştı. Bilecik’te ise krediler yüzde 246 artarak 1.1 milyon lirada 4 milyon liraya çıktı. Tekstil alanında iddialı olan illerden Gaziantep’te sektöre verilen krediler 3.4 milyar lirada 5.6 milyar liraya yükselerek yüzde 65’lik artış kaydetti. Doğu illerinde Kars, Hakkari, Bartın, Mardin, Bitlis ve Batman’daki kredi artışları da yüzde 66’nın üstünde gerçekleşti. Büyük şehirlerden İzmir’deki kredi miktarı 738 milyondan 1.1 milyar liraya çıktı. İstanbul’da ise şirketlerin aldığı krediler 11.2 milyar liradan yüzde 32’lik artışla 14 milyar 950 milyon liraya yükseldi. İstanbul’daki artış böylece yüzde 39 olan kredi büyümesinin altında kalmış oldu. Tekstil şirketlerinin son bir yılda daha az kredi aldığı illerin sayısı ise sadece 13.  
 
Kredi tutarı en fazla düşen il yüzde 70 ile Ardahan olurken, Muş’ta yüzde 41’lik bir düşüş meydana geldi. 
 
Bitlis’te Hiç Kredi Batmadı
 
İllerin kredi performansları incelendiğinde ise geri dönmeyen krediler açısından bankaları en çok sevindiren il sıfır batık ile Bitlis oldu. Bitlisli tekstilci 1.3 milyon liradan 2.3 milyon liraya çıkmış olmasına rağmen vadesi gelen kredilerin tümünü ödedi. Tunceli ve Bilecik’te de sadece biner liralık bir kredi geri dönüşü sorunu yaşandı. Kayseri’de takibe düşen kredi tutarı yüzde 93 azalarak 66 milyondan 4.9 milyona indi. Siirt ve Ağrı’da geri dönüşlerde sorun yaşanmasına rağmen her iki ilde kredi miktarı ve batıklık tutarı oldukça düşük olduğu için önemsenecek bir hasar bırakmadı.
 
Mali Durum Düzeliyor
 
İstanbul’da ise kredi geri dönüşlerindeki sorun 668 milyon liradan 732 milyon liraya çıkarak yüzde 10 arttı. Kredi dönüşlerindeki sorunun azalması, tekstilde Çin’in yarattığı rekabetin artık sona ermesi ve şirketlerin verimli üretim ve yenilikçi anlayışlarının ürünü olarak değerlendiriliyor.Tekstil şirketleri artık ucuz işgücü ile kalitesiz üretim yerine daha küçük ama kaliteli üretimleri ile Avrupalı tedarikçilerin de yeniden gözdesi olma yolunda hızla ilerliyor. Bu durum şirketlerin mali yapılarına da yansıyor. Krediler artarken, bankalarla yaşanan sorun minimuma iniyor.
 
Gerçek Tekstilciler İşbaşında
 
Krizin ardından artık eskiden olduğu gibi tekstili bilmeyenlerin sektörde kalmadığını ifade eden Sanko Grup Yönetim Kurulu Başkanı Abdülkadir Konukoğlu “Esas tekstilciler iş başında artık. Bu nedenle borçlar ödeniyor, mali yapı düzeliyor. Önümüzde ki yıl dolar böyle kalırsa, ihracatımız daha da artacak. Tabi ithalat ve cari açık azalacak. Şimdiye kadar dolara çok baskı yapıldı. Bu nedenle işadamları da işlerini yapamıyordu. Dolar, enflasyon kadar yükselirse böyle sorunlar olmaz. Hem genel ekonomiyi hem ihracatı olumlu etkiler. Eğer dolar 2.1’de kalırsa ihracat, bugünkü durumlardan çok daha iyi olacaktır” dedi.