loading... loading...
loading...
Yükleniyor...
kapat
Anasayfa > Yatırım Yeri Bankacılık Haberleri

IMF Önemli Bankalar Listesinde 2 Türk Bankası

Okunma Sayısı : 3306   
Tarih: 11.04.2014 - 16:04
IMF Önemli Bankalar Listesinde 2 Türk Bankası
Yatırım Yeri

Uluslararası Para Fonu (IMF)'nun Bahar Toplantıları öncesinde yayınladığı Küresel Finansal İstikrar Raporu'nda 2 Türk Bankası da yer aldı

Uluslararası Para Fonu (IMF)’nun Bahar Toplantıları öncesinde yayınladığı Küresel Finansal İstikrar Raporu’nda küresel çapta Sistematik Olarak Önemli Bankalar (G-SIB) arasında Garanti Bankası ve Türkiye İş Bankası da sayıldı.

IMF 2103 yılına kadar dünyada “muhafazakârlıklarıyla” tanınan gözde merkez bankası yöneticilerinin favori yatırım destinasyonlarından birinin Türkiye olduğunu bildirdi. Para politikası düzenlemelerini Ocak ayında “önden yükleyen” Türkiye’de piyasanın, gelecek 12 ay boyunca piyasanın önemli başka para politikası sıkılaşması beklemediğini kaydeden IMF, Türkiye’nin bununla diğer ülkelerden farklılaştığını bildirdi. 

IMF Nisan ayı Küresel Finansal İstikrar Raporu’nda (Global Financial Stability Report) makroekonomik dengesizlikler içindeki yükselen piyasa ekonomilerinin baskı altında olduğu belirtilerek, “Bu dönem, yatırımcılar büyük dış finansman gereksinimine ve/veya diğer makroekonomik dengesizlikleri bulunan ülkelere odaklanırken, ekonomiler arasında daha fazla ayrışmaya neden oldu. Dikkatin büyük bölümü Brezilya, Hindistan, Endonezya, Güney Afrika ve Türkiye üzerindeydi” denildi. 

KÜRESEL ÖNEMDEKİ 100 BANKA LİSTESİ 

Raporda bu yıl yer alan ve Finansal İstikrar Kurulu tarafından belirlenen “G-SIB” olarak adlandırılan küresel anlamda sistematik olarak önemli bankalardan 100 örneğin yer aldığı listede Garanti Bankası ve Türkiye İş Bankası bulundu. 

TÜRKİYE’NİN KENDİNE ÖZGÜ POLİTİK RİSKİ

IMF, ocak ayı ortasında bu kez ülkelerin kendine özgü faktörlerle farklı ülkelere özgü kırılganlıkların tetiklediği ek bir krizin patlak verdiğini kaydetti. Fed’in parasal genişlemeyi daraltmasından dolayı artan kaygıları ortaya kayacak geniş piyasa hareketleri ya da yeni bir yükselen piyasa kredi gerginliği görülmediği de belirtildi. Piyasada kredi riskiyle ilgili kaygılar arasında; “Tayland’daki siyasi risklerin yeniden fiyatlanması, Arjantin’deki siyasi kırılganlıklara ilişkin endişeler, Türkiye’deki siyasi riskler ve Güney Afrika piyasaları üzerindeki ek baskıların” öne çıktığını kaydeden IMF, birçok yükselen piyasa ekonomilerinin daha büyük borç stoku ve yükselen kaldıraçlarla karşılaştığını bildirdi. 
IMF küresel finansal krizin başlangıcından bu yana güçlü yatırımcı talebi ve yatırımla büyümeyi destekleme arzusunun birçok yükselen piyasa ekonomisinde özel ve kamu sektör borcunu artırdığını belirtti. 
IMF yükselen piyasa ekonomilerinde ortalama borç düzeylerinin görece düşük olduğunu ancak ülkeler arasında önemli kırılganlık bölgeleri bulunmaya devam ettiğini bildirdi. Ek olarak kamu borcunun özel sektör borçluluğuyla birlikte yükseldiğini vurgulayan IMF, “Gerçekten Asya’da ve Latin Amerika’nın bazı bölümlerinde borç düzeyleri 2008’den sonra arttı. Brezilya, Çin, Singapur, Tayland ve Türkiye’de hane halkı borcu 2008’den bu yana yüzde 40’tan fazla yükseldi ve 2013’ün ikinci yarısında Malezya, Singapur ve Tayland’da GSYH’nın yüzde 60’ından fazlasına karşılık geldi” bilgisini verdi. 

MAKROEKONOMİK DÜZENLEMELER VE ARTAN RİSK PRİMLERİ

Bazı yükselen piyasa ekonomilerinin hala büyük dış cari işlem dengesizliklerine ve kriz öncesinin altında reel faiz oranlarına sahip olduklarını kaydeden IMF şöyle devam etti: 
“Daha az ılımlı dış ortam; reel oranlar ve makroekonomi için ek ayarlamaların gerekli olabileceğini düşündürerek dengesizliklerin finansmanını zorlaştırıyor. Piyasalar, enflasyonun hedefin üstünde kalması beklenen ekonomilerdeki politika faizi artışlarını da fiyatlıyor. Para politikası düzenlemelerini Ocak ayında önden yükleyen Türkiye, gelecek 12 ay boyunca piyasanın önemli başka para politikası sıkılaşması beklememesinden dolayı burada sıyrılıyor. Ayrıca Türkiye’nin 2014 için dış finansman pozisyonu, uluslararası rezervleriyle bağlantılı olarak ve anlamlı biçimde arttı, doğrudan yabancı yatırım yokluğunda cari işlemleri finanse edecek portföy akışlarına bağlılığı düzenleme zorlukları ortaya koyuyor.” 

ŞİRKETLER SEKTÖRÜNDEKİ KIRILGANLIKLAR BELİRGİNLEŞİR Mİ? 

Raporda “Dış ve makroekonomik düzenlemeler şirketler sektöründeki kırılganlıkları belirginleştirir mi?” sorusuna yanıt aranırken, “Şoklardan sonra zayıf firmaların oranı en çok, tüm firmaların yarısından fazlasına karşılık gelebildiği Arjantin, Türkiye, Hindistan ve Brezilya’da bulunuyor. Örnek 15 ülke içinde zayıf firmaların yüksek kaldıraçlı olan riskteki borçları 740 milyar dolara ulaşabilir.” 
Brezilya, Endonezya, Güney Afrika ve Türkiye gibi kimi makroekonomik ya da dış finansman kırılganlıkları sergileyen ülkelerdeki firmalar için dış şokların, bilançoların kötüleşmesinden çok “spreadlar” üzerinde daha büyük etki yapacağını belirten IMF, “Fonlama riskinin bir başka kaynağı, dıştan sağlanan kredilere aşırı bağlanmaktan doğuyor. Orta Doğu ve Yükselen Avrupa ülkelerinde toplam varlıkların yüzdesi itibarıyla dışarıdan gelen fonların payı yüksek, özellikle Macaristan, Romanya ve Türkiye’de” dedi. 

2013 YILINA KADAR PARALAR TÜRKİYE’YE AKTI

Ellerinde toplam 11 trilyon dolar varlık bulunduran merkez bankaları rezerv yöneticilerinin yatırımda “muhafazakâr” davranma eğiliminde oldukları belirtilen raporda “Bununla birlikte yükselen piyasalara yatırım yapıyorlar ve bu destinasyonların en popülerleri Brezilya, Çin, Meksika, Polonya, Güney Afrika ve Türkiye olmuştu. Rezerv yöneticileri tahsisatlarını yükselen piyasalara ekonomik büyüklükleri ve sağlam paralarla uyumlu şekilde artırıyorlar. Ülke servet fonları cephelerini yükselen piyasalara doğru artan şekilde genişletti, özellikle Brezilya, Çin, Hindistan, Rusya ve Türkiye’ye. Hisse ediniminde yoğunlaşan toplam anlaşmalarda akışı 2010 yılında 20 milyar dolarla zirve yaptıktan sonra 2013’te 10 milyar dolara geriledi” denildi.

PAYLAŞ
Yazdır