loading... loading...
loading...
Yükleniyor...
kapat

Gedikli Dış Piyasaların Türkiye'ye Etkilerini Değerlendirdi

Okunma Sayısı : 871517   
Kaynak : Girişimci Ajansı
Tarih : 14.11.2013 - 21:00
Gedikli Dış Piyasaların Türkiye'ye Etkilerini Değerlendirdi
Yazdır

Ak Parti MKYK üyesi milletvekili Bülent Gedikli, özel bir televizyon kanalının canlı yayınında, ABD, Avrupa ve Asya piyasalarında meydana gelen değişiklikler ve Türkiye’nin bu değişikliklerden ne derece etkileneceğine dair birçok konuda soruna ve bunların çözümlerine dair açıklamalarda bulundu.

2008’den beri devam eden finansal krize para politikasıyla müdahale edilmesini “musluk krizi” ile ifade ederken, gerçek sebeplere bakılmadan tedbir koyulduğundan bahsetti. Gedikli, bu krizi gerçekte gelir krizi olarak değerlendirdi. Şuan için Amerika’da ve Avrupa’da olumlu bir hava esse de, bir veri iyi gelmiş olabilir, ama devamı gelmezse krizin biteceği anlamına gelmez dedi. ”Bir çiçekle bahar gelmez dedik, Avrupa ve ABD den gelen bazı veriler trende dönüşmedi, kriz henüz bitmedi” diyerek belirtti.

Fed’in parasal genişleme politikasından da bahsederken, “Parasal genişleme ile ortaya çıkan bir süreç var. Gelirlerini ne yaptıklarını Amerika’da halka sorsak borç ödüyorlar. Firmalara sorsak yatırım yapamıyorlar” dedi. Herhangi yeni bir tedbir olmadığından, krizden hemen çıkılacağını düşünmediğini belirtti. Krizin elbet bir gün biteceğini, Türkiye olarak her türlü önlemin alınması gerektiğini ve zaten alındığını vurguladı.

İşsizlik, Amerika’da bir türlü aşağıya inmiyor, ama istihdam artıyor, dedi. Buradaki hesaplamaların farklılığını da kimlerin işsiz sayıldığının değişmesine bağladı, Mesela iş aramayanlar işsiz sayılmıyor diyerek örnek verdi.

“Zamanın ruhu (zeitgeist) değişti, bunu iyi okumak lazım. Dünyada uzun ve sancılı süreç devam ediyor. Yaşanan krizin bitmesi için Çin'in iç tüketime dönmesi lazım. Sadece üretime dönük bir stratejisi var, bunun getirdiği bir sorun var” diyerek asıl sorunun Çin’den kaynaklandığını vurguladı. Çin’de cari fazla devam ettiği sürece, Avrupa’daki krizin bitmeyeceğini savundu.

Ayrıca Avro tuzağının da devam ettiğini ve bunun Türkiye ihracatçısı için olumsuz değil,  gayet olumlu olduğunu belirtti: “Avrupa ülkeleri Avro tuzağına girdi. Avrupa ülkelerinin rekabet gücü azaldı. Bu gelişme, Türkiye’nin ise lehine, avro değerlenince, bizim ihracatlarımız artmaya başladı” diyerek açıkladı.

“İtalya da %40’larda işsizlik ve Avrupa’da kemer sıkma politikaları devam ettiği için sosyal patlamalar meydanda. Radikal adımlar atmazlarsa, Avrupa'nın işi zor. Hükümet olarak karar verme mekanizmalarımızın hızlı çalışması bizi diğerlerinden pozitif ayrıştırıyor” diyerek Türkiye’deki mekanizmaların uyumlu çalışmasının krize karşı Türkiye’yi olumlu etkilediğinin altını çizdi.

Faiz arttırmanın krizlerde tek çare olduğunun konuşulmasını yanlış olarak değerlendiren Gedikli, “Makroekonomik parametreleri göz önünde bulunduruyoruz. Yatırımcılar, makro dengelerin sürdürülebilirliğine ve istikrara bakıyor. Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası, 2013 yılında başarılı bir yönetim ortaya koydu ve hükümet ile koordineli çalıştığı için Merkez Bankasının bağımsızlığı sorgulanmamalı” dedi.

Cari açığın ülkeye gelen yatırımda tek faktör olmadığını, başka parametrelere de bakılması gerektiğini savunurken, “Biz cari açığımız aynı oranlarda iken yatırım yapılabilir notu aldık; tek cari açığa bakarak yorum yapılmaz. Ülkemizde döviz sorunu yok. Kamu borcumuz Avrupa'ya oranla üçte 1, hanehalkının döviz borcu yok, sadece özel sektörün uzun vadeli borcu var. Özel sektörde 160 milyar dolar açık var. Peki, bu ne kadar önemli bir sorun? İleride Kurumlar vergisi biraz aşağı çekilebilir ama bunun önemli bir sorun olacağını düşünmüyorum. Sorun, yurtdışında tutulan paralar. Bankalarımızda da sorun yok, bankalarımız dünyanın en güçlü bankaları konumunda, sorun yaşama ihtimalimiz az” dedi. Tek başına cari açığın Türkiye ekonomisine sorun getirmeyeceğini, cari açığın çözülmesi gereken, ama yönetilebilir bir sorun olduğunu savunan Gedikli, “Türkiye hem ekonomik, hem siyasi değerler üreten bir ülke. Türkiye artık dünyadan gelen her değişikliğe cevap veriyor” diye belirtti.

Bülent Gedikli sözlerine şöyle devam etti: “Dalgalı kur rejiminde olduğumuz için kur telaffuz etmek doğru olmaz. Cari açık bizim çözmemiz gereken bir sorun. Cari açığa rağmen Türkiye'ye olan ilgiyi görüyoruz. Çözüm olarak, SPK’ nın ülke pasifini arttırmak için altın ile ilgili düzenlemeler yapması gerek. Bizim ekonomide artık ArGe, bilişim ve know-how üreten stratejiye geçmemiz gerekiyor. Cari açığın ilacı bu bahsettiğimiz strateji, cari açığı, girişimcilik ruhu ve ülke pasifinin arttırılması ile çözeceğiz.”

Ekonomiye farklı çözümler sunan Gedikli, “Enerjide bir stratejimiz olmalı. Ekonomide dönüşüm stratejisi oluşturmalıyız. Arge önemsenmeli, girişimcilik yaygınlaştırılmalı. Ben memur olayım diye düşünen öğrenci yerine, girişimci olayım diye düşünecek öğrenci yetiştirmeliyiz” diye ekledi.

Türkiye'nin çehresini değiştiğinden ve imalat sanayisinin ekonominin dinamosu olduğundan bahsederken, orta gelir tuzağına da değindi.

“Orta gelir tuzağına düştük demek doğru olmaz, bu bir süreç ve süreç devam ediyor. Özel sektör kamu el ele hareket ederek, siyasi istikrarımız ve bütçe dengemiz sürdüğü sürece, orta gelir tuzağını aşarız. Türkiye, özel bir strateji devreye sokmalı. Özel sektör, dinamo olacak, ama kamu da üzerine düşeni yerine getirip, sinerjiyi arttıracak. Ekonomik dönüşüm stratejisi gerçekleşirse, Türkiye bu sorunu aşar” diyerek açıklamalarını bitirdi.

 

 

 

 

 

 

 

Arşivde Ara
-