loading...
Yükleniyor...
kapat
CEO'lar, bankacılığın yol haritasını çizdi
Tarih 08.10.2014 - 18:17
Kategori Bankacılık Haberleri
Okunma Sayısı 2034

"ZİRAAT KATILIM 2015 İLK ÇEYREKTE"

Ziraat Bankası Genel Müdürü Hüseyin Aydın

KATILIM BANKACILIĞI: Katılım bankacılığı, dünyada ve Türkiye'de bankacılık sisteminden yüzde 5 civarında pay alıyor. Bu alanda her yıl yüzde 20'lik büyüme var. Finansal market olan Ziraat Bankası bünyesinde katılım bankacılığı da olacak. Türkiye'deki dört katılım bankasının toplam aktif büyüklüğü, Ziraat Bankası'nın yarısından biraz az. Ancak çok ciddi insan kaynağı ve teknoloji yatırımı olduğufcu gördük. BDDK'ya katılım bankasının kuruluşu için ağustos ayında başvurmuştuk. 2015 yılının ilk çeyreğinin içinde veya sonlarında Ziraat Katılım kurulmuş olacak. Türkiye'de bu alanda toplam sektörden alınacak pay yüzde 20'lere çıkar.

GLOBAL KRİZ BİTMEDİ: Son yarım asırdaki krizlerin 2008 global krizi kadar görünür olmaması, genelde gelişmekte olan ülkelerde yaşanmasından kaynaklandı. Son kriz gelişmiş ülkelerde olduğundan etkisi daha kalıcı oldu ve henüz bitmedi. Kriz küresel olunca çözümünün de küresel olması lazım. Herkesin temsil edildiği yapılar iyi ama çözüm için siyasi kararlılık gerektiğinde, bugünkü modern yapıda zaman zaman yerine getirilemiyor. İşte AB'de yaşadığımız durum bu. ABD'de biraz daha dengeleyici gelişmeler oldu ama AB'de bunu göremiyoruz. Siyasi irade karar alamıyor ve iş merkez bankalarına bırakılıyor.

TÜRKİYE NE YAPIYOR?

Türkiye global kriz sürecini iyi yönetti. Ancak dış talebin en büyük müşterisi olan AB'deki sorunların devam etmesi, bizi pazar arayışlarına itti. Daha sonra AB belirli bir düzeye geldiğinde bu durum dış talep yönüyle büyümemizi olumlu etkiler. Ama gelişmiş ülkelerde krizin oluşu gelişmekte olan ülkeleri de etkilediği için krizin süreci uzuyor. Ne zaman gelişmiş ülkelerde bu sorun biter, o zaman gelişmekte olan ülkelerin durumu iyi olur. Çok uzun olmayacak bir süreçte global krizin nihayetlenecektir.

"GELECEK DİJİTAL BANKACILIKTA"

Akbank Genel Müdürü - Hakan Binbaşgil

KREDİ/MEVDUAT ORANI: Kredi/mevduat oranı ve bankaların kârlılık içinde büyümesi, ülkenin geleceği açısından çok önemli. Burada yüzde 113 kredi/mevduat oranı bir kısıt olabilir. Ancak yabancı ülkelerde de durum buna benzer. Türkiye'nin hedefleri var ve bunun için her yıl yüzde 4-5 büyümesi, milli gelirinin en az yüzde 20'sini yatırıma yönlendirmesi lazım. Yatırım yapabilmek için tasarruf yapabilmek gerekiyor. Yatırımla tasarruf arasındaki bu durum da cari açığa neden oluyor. Buradaki sıkıntı aslında kredi/mevduat oranının yüksek olması değil, cari açık sıkıntısı.

UZUN VADELİ KAYNAK BULUYORUZ: Türk bankaları, 1-2 ay vadeli mevduat yanında yeni kaynaklar bulmaya başladı. Mesela TL bono bundan 10 yıl önce pek yoktu. Şimdi Türkiye'de yaklaşık 30 milyar TL civarında bono ihracı var. Aynı şekilde Eurobond'da da yaklaşık 25 milyar dolara yakın ihracımız var. Rakamlar mevduat kadar büyük değil ama gelişiyor. Uzun vadeli kredi verirken de bizi daha güçlü kılıyor. Global krizin en kötü noktasında dahi hiçbir bankamızın dışardan borçlanmayla ilgili herhangi bir sıkıntısı olmadı. Buradaki mesele düşük maliyeti yakalayabilmek. Yoksa bu piyasalar hepimize açık.

DİJİTAL BANKACILIK: Türkiye nüfusunun yüzde 50'si 30 yaşın altında. Dijital bankacılık yapılabilmesi için gerekli ortam var. Stratejilerimizi dijital konusuna döndürdük, gelecek burada. Bizde mobil bankacılık kullanıcı sayısı 1 milyonu geçti. İşlemlerin yüzde 90'ından fazlası şubelerin dışına çıktı. Müşterilerimizin üçte birini artık görmüyoruz. "Şubeler bitti mi?" diye soracak olursak bence daha bitmedi. Birkaç yıla baktığımızda Türkiye'de şube açmaya devam edeceğiz. Sadece şubelerin rolü değişti.

"BANKALARIN KÂRINA SEVİNMEK LAZIM"

Denizbank CEO'su Hakan Ateş

FAİZLER YÜKSELECEK ENDİŞESİ: Global kriz tam anlamıyla bitmedi. AB tarafında büyüme yavaş, ABD tarafında ise güçlü büyüme sinyalleri alınmaya başladı. Gelişen piyasalar ise kriz bitti, faizler yükselecek endişesine kapılmış durumda. Ancak 2008 krizindeki sıkıntılar azaldı ve ülkeler az da olsa büyüme trendine girdi.


ÖZKAYNAK KÂRLILIĞI YÜKSEK OLMALI: Bugün Türk bankacılık sektöründe 24-25 milyar TL'lik bir kârdan bahsediyoruz. Bu kâr 200 milyar TL'lik özkaynakla yapılıyor. Bu da yüzde 12-13 özkaynak getirişi demek. Elde ettiğimiz kârların üzerine de her yıl ilave sermaye alıyoruz. İhtiyaca cevap verebilmek için sermayedar, temettü almak yerine üzerine sermaye koyuyor. Hangi sektör üzerine sermaye koyarak yaşar? Bu anlamda bankaların elde ettiği kâra sevinmek lazım. Bankacılık sektörü, bilenenin aksine, faiz düştüğünde daha çok para kazanır. Hele aktifi uzun, pasifi kısa Türk bankacılığı, faiz yükselişlerinde zarar eder.

MEVDUAT VADESİ NEDEN DÜŞÜK: Avusturya ve Almanya'da 2008 krizi öncesinde 4-4,5 yıl mevduatın vadesi vardı. 2008 krizi sonrasında 18-20 aylara geldi. Bu ülkelerde bankalar çok düşük bir faiz artışı yapsa, örneğin yüzde 1,75 yerine yüzde 1,80 faiz verilse, beş yıllık vadeyi alabilirler. Çünkü insanlar Euro odaklı yaşıyor. Türkiye'de olduğu gibi sabah kalktığında 'ne olacak bizim TL' endişesi taşımıyor. AB'de enflasyon da olmadığı için, mevduat sahipleri, düşük faiz oranlarıyla uzun süreli mevduat yapabiliyor. Türkiye'de ise öngörebilirlik düşük olduğu için mevduat sahipleri uzun vadeyi düşünmüyor.


"BANKACILIK SİSTEMİ KARLI OLMALI"

Yapı Kredi CEO'su Faik Açıkalın

KRİTİK İKİ SORU: Bankacılık sisteminin aktif büyüklüğü GSMHyi yeni geçti. Türkiye'nin 2023'e gittiği yolda GSMH'nin 2,5 misli büyüklükte bir bankacılık sistem büyüklüğünden bahsediyoruz. Bugün sermaye yeterliliğimiz yüzde 14-15. Eğer biz bu sermayeyi kârlı olmaktan uzaklaştırırsak, kendi yarattığıme kârla kendi sermayemizi nasıl besleyip de sistemin aktif büyüklüğünü 2,5 misline çıkaracağız? İkincisi, yeni sermayedarı veya mevcut sermayedarı nasıl taze sermaye getirmeye ikna edeceğiz? Bence Türk bankacılığının önündeki en önemli sorulardan ikisi budur.

HEPİMİZ AYNI GEMİDEYİZ: Bankacılık sisteminin sağlıklı bir sermayeye sahip olmasının ve bu sermayeye sağlıklı bir getiri alınmasının en önemli katkısı, reel sektöre desteğinin devam etmesi ve Türkiye'nin büyümesi şeklinde tezahür eder. Bankalar, reel sektör, müşteriler ve düzenleyicilerle aynı gemideyiz ve ortak çıkarlarımız var. Bankacılıktaki rekabetten kaynaklanan aksilik ve bankaların probleme düşmesinin faturasını hem ülke ekonomileri hem reel sektör ödedi. 2001 krizi sonrası yapılan düzenlemelerle, global krizde görüldü ki, Türk bankacılık sektörü daha dayanıklı hale geldi. Bankacılık sisteminin güçlü olması reel sektör açısından da olumlu bir durum.

GLOBAL BANKA ÇIKAR MI? Global bankaların ortak özelliği, doğdukları ülkenin sermaye birikiminin global devleri yaratmaya ve finanse etmeye müsait olması. Yaklaşık 40 yılı bulan enflasyonist dönemde, enflasyondan kaynaklanan kârın vergisini de ayrıca alan vergi rejimi nedeniyle, Türkiye'de maalesef sermaye birikimi olması gereken yerde değil. Ülkenin ve dolayısıyla bankaların sermaye birikimi olmalı. Kaynaklara erişim çok açık olmalı. Global pazarlarda etkinlik lazım. Farklı sektör ve coğrafyalarda uzmanlık gerekli. Daha gidecek çok yolumuz var.

MERKEZ BANKASI'NIN POLİTİKASI ÇALIŞTI"
TEB Genel Müdürü - Ümit Leblebici

MB POLİTİKASI: Merkez Bankası, öncelikle fiyat istikrarını sağlamaya çalışıyor. Merkez Bankası, toplamda işini doğru yapıyor. Türkiye ekonomisinde tek kırılgan nokta cari açık. Cari açığı toparlayabilmek için iç talepte belki biraz taviz vermek durumunda kalıyorsun. Ama dış talebi yukarıda tutmak gerekiyor. Bunun için de kuru biraz yukarı alman gerekiyor. Son 3-5 yılda yapılan iş budur. Biz bilinçli bir şekilde kuru yukarıya aldık. Bu, ithalatçılar arasında biraz problem yarattı ama ihracat açısından bizi destekledi. Burada çok hızlı kur hareketlerine maruz kalırsanız, fiyatlama dengesi bozulur. O nedenle volatilite denilen oynaklığı mümkün olduğunca az tutmamız gerekiyor. Yapılan da bu.


MB BAŞARILI: Bunun büyüme tarafında negatif etkisi çok değil. Bu anlamda Merkez Bankası politikasının çalıştığını düşünüyorum. 2015te bundan daha hızlı büyüyecek bir altyapıya ulaştık deriz, o zaman o altyapıyı harekete geçiririz. O zaman Merkez Bankası biraz daha faiz indirir. Hem birey olarak hem de ekonomide çalışan bir bankacı olarak şu ana kadar yapılanlar doğru ve bir şekilde de çalıştı.

ÖDEME SİSTEMLERİ: Bankacılık sektörünün önümüzdeki dönemde en çok karşılaşacağı sorunlardan biri, finans sistemi dışı ödeme sistemleri. Dünyada Alibaba sisteminde olduğu gibi. Ancak çok da korkmamalıyız. Bankacılık lisansı aldığınızda birçok regülasyondan geçiyorsunuz. Bankacılık sistemi dışındaki ödeme sistemleri için teknolojik altyapı sistemleri pahalı. Bu da iki tarafın anlaşması sonucunu beraberinde getirir. İki grup da birbirine muhtaç.


"İHRACATIN DESTEKLENMESİ GEREKİYOR"

Citibank Türkiye Genel Müdürü Serra Akçaoğlu

2023 İHRACAT HEDEFİ: 2006-2011 yıllarında ihracat yıllık yüzde 12,2 arttı. 2023'te 500 milyar dolar ihracat hedefinin gerçekleşmesi için 2014 sonundan 2023'e kadar ihracatın yıllık yüzde 13,5 civarında büyümesi gerekir. Bu büyüme için çok şey yapılmalı. Sadece ihracatın desteklenmesi yetmez. Katma değeri yüksek ürünlere yönelinmeli ve ihracatçının desteklenmesiyle ona mal tedarik eden yan sanayiyi daha fazla destekleyecek finansman modellerine gidilmeli. Bu rakama ulaşılabilir.

İHRACATÇIYA VERİLEN HİZMETLER: İhracatçımızın AB pazarının daralmasıyla yeni gelişen pazarlara girdiğini gördük. Çiti olarak dünyada hangi ülkelerle ihracatta katma değer yaratılabileceğini inceledik. Citibank, bııiilkelerde Türkiye masası kurdu. Bu masalar ihracatçıların ilgili ülkeleri daha iyi anlayabilmelerine Yardımcı olurken, o ülkelerdeki ithalatçılarla da bir araya getiriyor. Sadece Çiti değil, bankacılık sisteminin bu yönde çalışmaları var. Her ülkede ihracatçısının arkasında bu kadar güçlü bankalar olmayabiliyor.
 

İSTANBUL FİNANS MERKEZİ: Dünyada finans merkezleri, New York, Londra, sonrasında Singapur ve Hong Kong. Artık global bir formülle dünyadaki ihtiyaçları karşılamak mümkün değil. Dünyada bölgesel merkezlere doğru gidişat var. Türkiye ve İstanbul'un İpek Yolu'na giden doğal bir özelliği var. Buradan da kuvvetli olduğumuz alanlara daha çok odaklanalım ve onları geliştirelim. Ülkemizin kuvvetli olduğu pek çok alan var. Bunun başında bankacılık geliyor. Çok fazla ülkede bu kadar kuvvetli banka sayısı yok. Bunun yanı sıra hava yolları, ulaşım, sağlık gibi alanlarda da bölgesel merkez olabilecek bir hale gelebilir. Dolayısıyla burada ana tema, ülkemizin kuvvetli olduğu sektörlerde çok daha fazla bölgeye hizmet verebilmesi.

 
 

 

 

YORUMLAR