Batı dünyasının Müslümanlığı algılayışını eleştiren Koç Holding Başkanvekili Ali Koç “Batılı siyasetçilerin seçim kampanyalarında bile bu söylemleri (İslamofobi) kullanma noktasına gelmesi hakikaten endişe verici” dedi.

Türk İslam Eserleri Müzesi Koleksiyonundaki el yazması Kur’an-ı Kerim’ler Washington’da sergilenmeye başladı. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Smithsonian Müzesi işbirliğinde, Koç Holding’in desteği ile açılan sergide Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanvekili Ali Koç, samimi açıklamalarda bulundu.

Washington’da açılan Kur’an Sanatı sergisi neden önemli?

Şunu itiraf etmek isterim. Türkiye’de böyle muhteşem bir koleksiyonun olduğundan bir yıl öncesine kadar haberim yoktu. Benim haberim yoksa -ki bu benim eksikliğim- Batılının haberi olmasını nasıl bekleriz. Demek ki değerlerimizi keşfetmeye ihtiyacımız var. Bu sergiyle Batı’da yükselen İslamofobi karşısında bir diyalog ortamı oluşturmak istiyoruz. İslam dini barış ve esenlik dini lakin Batı’da bunun tam tersi bir rüzgar estirilmeye çalışılıyor. Bu sergi bunun karşısında çok küçük bir adım olabilirse ne mutlu.

Bu nadide eserler ilk defa Türkiye dışına çıkıyor. Bu büyük sorumluluğu alırken tereddüt ettiniz mi?

Biz işin en kolay kısmını yaptık, sponsor olduk. Ama önce Bakanımıza, Bakanlığımıza teşekkür etmemiz lazım, cesur bir karar. Allah korusun. Yolda, taşımada bir şey oldu. Bunun yerine başka bir şey koymamız mümkün değil. O yüzden onların vizyonu ve desteği olmasa bu gerçekleşmezdi.

MEDYAYA MİLLİ DURUŞ ÇAĞRISI

Özellikle İslamofobinin tavan yaptığı bir zaman diliminden geçiyoruz...

Kesinlikle... Batılı siyasetçilerin seçim kampanyalarında bile bu söylemleri kullanma noktasına gelmesi endişe verici. Şimdi, bizim dinimizin yüzyıllara dayanan hassasiyetleri, unsurları, dengeleri var. Buraya baktığınız zaman kanaat önderleri, siyasetçileri, düşünce kuruluşları bile bizim hassasiyetlerimizden bihaberler.

Batı için mi konuşuyorsunuz?

Evet. Bir mezhep çatışmasını dahi tam algılayamıyorlar. Batı’nın Ortadoğu’yu, İslam dinini doğru anlayamadığını üzülerek, yaşayarak görüyoruz. İslamofobiye şu anda en çok katalizör olan konu mülteci sorunu. İnsanlığın 21. yüzyılda böyle bir şey yaşamayacağını düşündüğümüz bir durumda, çağdışı görüntüleri görüyor olmamız hepimizin geleceği açısından endişe verici.

Böyle hassas bir dönemde Türkiye’deki toplumsal uzlaşı kültürü hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bazı konularda farkındalık oluşturmak adına medya çok önemli. Medyamız ülke çıkarlarını düşünmek zorunda. Oysa ülkemizde hasarsız bir basın toplantısı yapmak bile zor. Her zamankinden çok birlik ve beraberliğe ihtiyacımız olan bir dönemden geçiyoruz.

Washington’da farklı kesimlerle görüşmeler yapıyorsunuz; Türkiye ve Ortadoğu hakkında ne düşünüyorlar?

Ortadoğu’da ne olup bittiğinin tam künhüne varmış değiller. Türkiye’nin hassasiyetlerini anlamadıklarını gördüm. Burnumuzun dibinde olup bitenlere kayıtsız kalamayız. Bunu da anlamıyorlar. Sağdan soldan, hem içeriden, hem dışarıdan saldırıya maruz kaldığımız bir ortamda, sınırlarımızdaki terör örgütlerine karşı olan hassasiyetlerimizi de anlamıyorlar. Türkiye’nin burnunun dibinde olup bitenlere kayıtsız kalacağını düşünmeleri Batı’nın bir hatası. Ancak anladıkları bir şey var; Ortadoğu’da Türkiyesiz bir çözüm olamayacağını gördüler.

Biz kendimizi mi anlatamıyoruz?

Bilgisizlik ve önyargı var batı tarafında. Bizim tarafımıza baktığımızda da kendi derdini anlatamama problemi var.

ŞİMDİ BİRLİK OLMA ZAMANI

Gelecek için ne düşünüyorsunuz?

Allah bize çok güzel bir ülke nasip etmiş. Bence Türkiye dinamik ve geleceği parlak bir ülke, dünya açısından da kaybedilmemesi gereken, kazanılması gereken bir ülke. Ancak yeterince kıymet bilmiyoruz. Burada medyamıza çok iş düşüyor. Zaman birlik olma zamanıdır.